75-müşkülpesent - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

75-müşkülpesent




saçlarımın kesim vakti geldi de geçiyor. ama bugün pazar. berberler kapalı. gerçi açıkken de gitmedim. kaç zamandır. erteliyorum. öyle tembel, öyle müşkülpesentim. bütün işim buymuş gibi. çay içip dizi izliyorum. mayor of kingston. 2.sezonda bırakmıştım iki yıl evvel. geçen hafta 4 sezonu görünce ağzım kulaklarıma vardı. mal bulmuş mağribi oldum. görmemiş oldum oğlumun çükünü kopardım. öyle sevindim yani. adamlar yapıyor amirim. bizde de işte arka sokaklar var yüz elli sezondur devam eden. çıta nerde, stratosfer nerde sen karar ver. 

hem ne diyordu adamım mayki(mike): 
“bazen, küçük olduğun zamanları hatırlarsın ya. eskiden düşünürdün yani. belki hayatta seni çok mutlu edecek bir şeyler yaparsın diye. ama sonra öğreniyorsun ki; mutlu olmak diye bir şey yokmuş.”

yalan yok bazılarımız mutsuzluktan besleniyor. çünkü görmemiş, bilmiyor, tanımıyor mutluluk ne demek. nasıl bir şey? yeniyor mu içiliyor mu yoksa üzerimize giydiğimiz bir şey mi? öyle yani.
çünkü kimse saçını okşamamış, elini tutmamış. dondurma ısmarlamamış. uçurtma uçurtmamış. annesinin verdiği salçalı ekmeği kemirmemiş. seyyar satıcının peşinden koşturmamış. ayakkabıları delinene kadar sokakta top oynamamış. diş macununa benzeyen tüpteki çikolatayı yüzüne gözüne bulaştıra bulaştıra yememiş. henüz ilkokul ikide hoşlandığı kız üç sıra arkadan ona gülümsedi diye uykuları kaçmamış. son parasıyla aldığı simiti kendisiyle paylaşan arkadaşı olmamış. öyle yani.

mutluluk dışarıdan baktığında çok kolay gibi. hepi topu üç hece. sekiz harf. ama işte olmayınca da olmuyor amirim.
hem saçlarım diyorum çok uzadı. acaba yazıcıoğlu iş merkezinden aldığım makineyle kendim mi kesse? param cebimde kalır. belki mutlu olurum!
.