ben yani yakup, her türlü çağırılmanın olağan şekli
daha hiç çağrılmadım
biri olsun "yakup" diye seslenmedi hiç
yakup
***** edip cansever
siyah takım elbiseli, boylu poslu tam on bir adam belki de on beş, bilemiyorum. mahşeri bir kalabalığın içinde ama en ön safta ayakta sıralanmışız. sanki beliktaşımın kongre salonu. ya da sürgünden dönen bir kurtarıcıyı karşılama anı. öyle coşkulu, öyle mahşeri bir kalabalık. seyirciler bize dokunmak için adeta birbirlerini eziyorlar. bizse birbirimizle hiç konuşmadan, hafif mütesebbim dimdik ayakta bekliyoruz. ama ne için buradayız, bilmiyoruz. lakin bir şekilde mutluyuz, gururluyuz bu bekleyişten.
neden sonra aramızdan şadi’yi çağırdı annesi.
“şadi, hadi oğlum bak akşam ezanı okudu eve gel artık, baban da geldi.”
“şadi, hadi oğlum bak akşam ezanı okudu eve gel artık, baban da geldi.”
o koskoca kravatlı, takım elbiseli ve bıyıklı, bir doksanlık şadi annesini ikiletmedi, “tamam anne geliyorum” diye koşarak ayrıldı aramızdan. sanki kurtuluş savaşında ilk kurşunu atmıştı şadi’nin annesi münevver teyze. çağırmaların ardı arkası kesilmedi ondan sonra. barbaros’u çağırdı annesi. peşinden ahmet’i, necmi’yi, kadir’i, yusuf’u, süleyman'ı, isa’yı, adem’i, zekeriya’yı ve davut’u çağırdılar. nihayet o mahşeri kalabalık tek tek çağrıldı. bir ben kaldım yalnızlığın ortasında. metroda unutulmuş bir şemsiye gibi yapayalnız. cansever’in şiirindeki çağrılmayan yakup gibi kimsesiz. Allah'ım diyorum bir yanlışlık olmalı bu ya da bir rüya. öyleyse şayet biri beni uyandırsın ya da adımı seslensin ben de gideyim artık. lakin ses çıkmıyor. uyanmıyorum da. oradan oraya koşturuyorum kan ter içinde. nihayet yorulup ölgün, sarı ışığı kendini bile aydınlatmayan sokak lambasının altında oturuyorum. akşam, belki de yatsı ezanı çoktan okunmuş serin bir ekim karanlığı. sırtımı direğe, başımı iki dizime dayayıp daldığım bir anda tatlı bir rayiha eşliğinde pamuk gibi yumuşacık, şefkatli bir el başımı okşadı. sen geldin aklıma hemen kafamı kaldırdım. ama sen gelmedin! kimse gelmedi. kimse adımı söylemedi. kimse çağırmadı beni. yakup gibi..
.
