30 Nisan 2011

aysel git başımdan

kimi bahar geldi dedi bugün, kimi yaz 
öğle sonrası açan güneşe aldanarak 
oysa bana sorarsan gelen sadece mayıs
düşündüm de geçen sene tam da bu vakitler iyi değildim ama güzeldim!
hem hatırlıyorum dün gibi.
evet evet eski yazılara bakmaya gerek yok 
misal şu an yanı başımda duran tomris uyar'ın gündökümü vardı yine.
ve barbaros bulvarından beşiktaş'a inerken türlü düşünceler kafamda.
hafız aramıştı, takma kafana demişti
ama takıyordum.
sonra marmara denizi. bir adet vapur kenarı ve yanında nefis bir de rüzgar.
ve özgür kuşlar.
ve tabi ki o kadın. yeşil gözlü, parlement mavili kadın. 
ben beynimi, o ise tırnaklarını kemiriyordu.
iyi değildim ama güzeldim.
peki ya şimdi?
şimdi de!
hem bana sorarsan sevgilim gelen sadece mayıs.

4 Nisan 2011

nasıl bilirdiniz?

pul kolleksiyonu titizliğinde biriktiriyorum kitaplarını, hikayelerini ve dahi öykülerindeki karakterleri ayfer tunç'un. candan erçetin albümlerini aynı şekilde. ve içinden istanbul geçen şarkıları hakeza öyle. evet söylemiştim bunu. ama bay c.ye olan sempatimin hayranlık safhasını geçeli çok olduğunu değil. zaten varlığından habersiz yıllardır tüm aşamalarını kat edip yüksek lisansını yapıyormuşum aylak adamlığın. bir arkadaşım söyledi bunu. hoş bazen zemberek kuşu'na da benzetiyor beni. hani hoşuma gitmiyor da değil bu durum. zaten bu huzursuzluk ve uyumsuzlukla bir tek ruha ait olmam imkansızdı. kürk mantolu raif bey'i de, suzan defterli ekmel beyi yahut fahimbey'i de sevip kendime yakın hissetmem hep bu yüzden. los lunes al sol dersen o ayrı hikaye ve tutku öyküsü. insanlı ve insansız banklara olan sevgim de binyetmişbir malazgirtten binaltıyüzdoksandokuz karlofça'ya olan istem dışı tarih hastalığım da ve hatta beleştepe'den siyah-beyaz çubuklu formaları gören yüreğin pat pat atması hepsi ama hepsi bu öykünün gedikli kalemleri olarak zapta geçsin isterim hakim bey. sevgili arkadaşım, ayfer tunç'u görünce seni andım bu sabah deyince bir daha çek ettim kendimi. sanırım böyle bir şeydi insan olmak.