18 Kasım 2009

gdo'lu hafızalar

sabaha karşı uykumda kayahan'ın bir garip serçesini seslendirmeye daha doğrusu sözlerini hatırlamaya çalışıyorum. niye bilmem. acayip kasmışım kendimi.. en sevdiğim bölümü yandı mı bu postaneler yıkıldı mı yoksa... orayı hatırlıyorum hatta bir ara orayı da karıştırdım. ölüm kalım meselesi sanki. bulmam lazım, söylemem lazım.. ama kime niye bilmiyorum...önünü arkasını karıştırdım tabiri caizse güzelim şarkıyı piç ettim. ve sonra uyandım bin pişmanlıkla...
yüzümü yıkamadan açtım bilgisayarı tüm şarkıyı ezberledim.
şimdi kah gazeteden kah internetten sörf yapıyorum haberler arasında. ama kulağım radyomuz eksenimizde her daim. sevdiğim şarkılar çıkıyor. bazen ilk defa duyduğum. hemen not alıyorum ares'ten bilgisayarıma hüpletmek için. aha işte bak chris de burgh-traveller diyor... daha önce de söylemiştim pazar sabahları radyo eksen bir başka çılgın atıyor. müzikle aşağıdan yukarıdan ilgiliyim diyenler bir göz atıp kulak kabartsınlar derim başka da bişi demem.
radikal'in bilişim duayeni serdar kuzuloğlu avrupada özellikle isveç'te ses getiren hatta ab parlementosuna da giren korsan parti'nin türkiye versiyonu için harekete geçmiş. koşulsuz kamerasız destekliyorum bu açılımı.... amaç sadece paylaşmak...
hey gidi!.. bir zamanlar radyo-kasetçalar eşliğinde kasete kayıt yaptığımız günler aklıma geldi bak şimdi. kayıta basıp harici ses almasın diye odayı karantiya alıp aile mesclisinden kimseyi içeri almadığımız günleri. bu hafıza denen şey manyak bir şey... güzel de bi şey ama...

sonra agassi'nin open kitabı ve sansasyonel yankıları.... beni o günlere götürüyor. nasıl bir beyaz gölge,kuliç ve ismini hatırlamadığım kurbanlık koç, basketbolu bir nebze sevdirdiyse bize pazar öğleden sonraları da tek kanallı devlet televizyonundan wimbıldınlarla, amerika açıklarla bu adamlar ve kadınlar (navratilovalar,grafflar vs) tenise hayran olmasak da sempatik yaklaşmamıza neden oldular. ama neden bilmem agassiler, boris beckerlar kupaları ve paraları götürürken amerikalı jonh mc enreo'yu tutardım ben. sanırım telaffuzundan olsa gerek. ve belki de korttaki aykırı hareketlerinden bilemiyorum. ama telaffuz daha ağır basıyor sanki. sizce de güzel değil mi allahaşkına? bakar mısınız güzelliğe con makenro. bir vili vanderkerkof, bir pakolorente, bir armando diego maradona, huan pablo montoya, deportivo la korunya, niuv kesıl yunaytıt kıvraklığında ve yumuşaklığında. sırf bu ağızda yayılan ve lezzet bırakan isimleri için taraftarı olduğum kişi veya klupler olmuştur geçmişimde. ama hep kazanana, devamlı şampiyon olana daha o zamanlar bir antipatim vardı. belki hep "lozır" olmaktan ileri gelen bir duygu bilemiyorum. hakeza formula bir de michael schumacher rekor üstüne rekor kırarken ona kafa tutan deli kolombiyalı hp montoya'yı sevdiğim gibi. ya da millet kerim abdülcabbar, los encılıs leykırs derken sırf attığı üçlükler için lery bird ve bastın seltiksi tutardım misal yine seltiks leykırsa kaybetse de hep.

şimdi de hıncal uluç'un erkek versiyonu ayşe arman'ın scarlett johansonnumuz ile röportaj yaptığı başlığa ilişiyor gözümüz. evet scarlett'ı da çok ama çok hatta oya-bora'nın dünyayı sevmesi gibi sevdik. hem de monica'dan, sandra'dan, julia'dan çok. ama işte ilk vurgunumuz tabiki charlie'nin meleklerine idi eskiden çok eskiden. özellikle de farah fawcett'ımız vardı. tatlı cadı samantha'mız küçük evin büyük kızı laura'mız. akabinde komiser kolombo, görevimiz tehlike, kara şimşek "maykıl nayt", 25.yüzyıl "bak racırs" ve tabi ki uzay bindokuzyüzdoksandokuz ve kaptan "körk"ümüz.
hep ayşe arman scarlett buluşmasından arta kalanlar bunlar şimdi yalan yok.
hafıza bu işte. gönül gibi. oto da konuyor boka da.
ama her şeye rağmen seviyoruz bu içi turşu dolu fıçıcığı!

ve şimdi birleşime bir süre ara veriyoruz...
%$?*^#&

15 Kasım 2009

isteyenin bir yüzü vermeyenin...

10 - baş kahramanı olduğum bir romanın içinde olmak :
hepimiz kendi hayatımızın bir oyuncusuyuz, kahramanıyız öyle değil mi? bir bakıma kendimizi oynuyoruz şu kavanoz dipli dünyada. öyle ya da böyle türlü engellerine karşı memnunuz seviyoruz hayatımızı, yaşamayı. hah işte ben de sanal olanından yazılı olanından bir adet romanın baş kahramanı olursam ayrı bi sevineceğim. best-selır olmasına gerenk yok. hatta tuğla olmasına da. bizim aylak adam'ın kalınlığında olsun yeter.
öyle.

9 - bir gece yolculuğunda şehirler arası bir otobüste olmak : evet evet her yerim tutulsa da, sabah kazık gibi hissetsem de kendimi. mola yerleri, otobüsün açılan kapısından sıcak yahut buz gibi bir soğuğun suratını yalaması, orhan pamuk'un "yeni hayatçısı" gibi sadece karşıdan gelen arabaların farlarının göründüğü gece yolculuklarını seviyorum kardeşim. evet.

8 - herhangi bir sahilde bankta denize nazır oturmak : kulakta sevdiğim melodilerden herhangi bir kaçı hatta bir tanesi dönüp dursun ben de denize bakıp durayım. öylece durayım saatlerce. olur mu?

7 - beni köyümün yağmurlarında yuğasınlar : o köy benim köyümdür. gitmesek de görmesek de.... kimbilir belki de...
belki bi gün işte...

6- ve tabi ki yağmurlu herhangi bir yer : bir bisikletin üstü de olur burası yahut sakin bir park alanı. yağsın yeter ki. ben de yürüyeyim adım adım.

5-kadıköy "şeytan" üçgeni : yok böyle bir isim. şimdi ben uydurdum bir tarafımdan. ama öyle bir yer var. aşağı yukarı sahaflar-bahariye-moda köşegenlerine denk geliyor.
hastasıyım.

4 - yağmurlu bir günde görmüştüm seni : üstünde çubuklu formalar vardı. elbetteki beşiktaşım ve kapalı yanındaki yeni açıkta bir şarkısın seni söylemek...
ne günlerdi. hey gidi.

3- püfür püfür bir vapurun kenarı : ne diyordu şarkıda. püfür püfür bir vapurun yan tarafında şu anda istanbulda olmak vardı anasını satıyım. evet vapurun yan tarafı olmazsa olmaz. ister martılara simit at ister çayını yudumlayarak boğaziçini, kız kulesini seyret. ama mutlaka orada ol. evet.

2- ada : il postino'nunki de olabilir. bozcada'da. hatta büyük ya da kınalıada. ama mutlaka bir ada. favorim, elbet bozca olanı.

1- bir tren camından dünyayı gördüm : elbetteki bir numara bir tren kompartımanı olacak. kış olacak. hem de en karasından en sertinden dondurucu bir soğuk ama yüreğe işleyen kalorifer sıcağı. dinmeyen bir yağmur mümkünse lapa lapa kar yağacak. fonda eleni karaindrou olacak. eternity and a day çalacak. başka? sağlığın müdür. daha n'olsun?
.
eleni karaindrou - eternity and a day