bazı şeyler: 326- 329 slow down - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

bazı şeyler: 326- 329 slow down




326- EYT’li martılar: martılar iyiler hoşlar da özellikle yaz aylarında kapı pencere açıkken çekilmez oluyorlar ibrahim. gak guk gak guk koro haline bir başlıyorlar slogan atmaya sustur susturabilirsen. gecenin dördü sabahın onu fark etmiyor. çileden çıkıyorum zamanla. ve dayanamıyorum soruyorum tabi; “nedir olm sizin derdiniz, benim gibi emekli misiniz? yediğiniz önünüzde yemediğinizi de 5 numaradaki türkan abla bir aylık kedi maması olarak dökecek zaten birazdan.” diyorum. anlıyor gibi hayvanlar, hemen susuyorlar! sonra işte yine gak guk gak guk.. temmuz bir yandan, istanbul bir yandan. bari siz yapmayın dostlarım..

327- dizi eksenim:  başıma bir şey gelmeyecekse şayet, halihazırda izlediğim ve vasat üstü bulduğum iki dizi var ibrahim.

the diplomat: kısaca ve kabaca amerikan borgen’i..
ama ve lakin; borgen dizisi türünde hala 1 numara benim için. öte yandan amerikan menşeili olmasına rağmen ilk 3 bölümünü izleyip de devam etmek istediğim bir dizi the diplomat.
başrol oyuncuları tam anlamıyla karakter koyuyorlar, tadında ve zamanında araya sıkıştırılan ince espriler, sonra dramlar, entrikalar, ihtiraslar, devlet politikaları, “iyiler” ve kötüler.., adamlar yapmış. izliyoruz..

the durrells: çekirdek gibi dizi. bırakamıyorsun.
britanya kırsalında umduğunu bulamayan şen bir dulun 4 çocuğuyla birlikte yeni bir hayata başladığı korfu adasındaki tutunma hikayesi eğlenceli bir dille anlatılıyor. bence başarılı, hafif, üzmeyen bir dizi. 

328- tatilim geldi: ama ben bir meseleden gidemiyorum. lakin gidemedikçe aydınlandım.(bkz-1. züğürt tesellisi)
yine de fark ettim ki; yıllardır bu tatil, deniz, kum ve çakıl işleri benim temmuz görevim olmuş. iki elim kanda da olsa tüm yorgunluklarına rağmen yerine getirilmesi gereken bir vazife, efendime söyleyeyim popüler kültürün, aykut enişte’nin, tatilbudurun  ya da etesenin bilincimizin tüm boşluklarına enjekte ettiği virüsü sahiplenme, bir evlat edinme etkinliği olmuş. ama ve pek ala öyle olmadan da olabiliyormuş!.(bkz.-2 ben zaten eşekten inecektim). 
.
329- slow down: cumartesi sabahı. 05:12 de uyandım. daha da uyumadım. ama şimdi saat 08:40. evimin en sevdiğim kısmındayım. balkondayım. rüzgar öyle tatlı esiyor, sokaklar ve dünya öyle sessiz, öyle huzur dolu ki (düşün martılar bile iki saattir bırak slogan atmayı fısıldaşmıyorlar bile. belki tatile, belki deniz kenarına gitmişlerdir çoluk çocuğu toplayıp bana nispet!) ama ve son tahlilde; insan diyorum hani bazen bir filmin, bir şarkının yahut bir aşkın içinden hiç çıkmak istemez ya; ben de işte fonda çalan slow down eşliğinde bu halin içinden çıkmak istemiyorum ibrahim. yaz serinliği, tatil sabahı sessizliği, ruhu iyileştiren müzik. daha ne olsun?
.