metroya bindiğim başka bir gün - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

metroya bindiğim başka bir gün


temmuz sıcağı ve nemi ben buradayım diyor. bunaltıyor. öyle ki hayal bile kurdurnuyor.  robota bağlıyorsun. kestirmeler seçiyorsun. 

bulunduğum konumdan sultan abdülhamit han hastanesine gitmek için 2 seçeneğim vardı. doğrudan gidecek olan otobüs kalabalığına ve ayakta bekleme süresine güvenemedim. serin ve iki aktarnalı metroyu seçtim.  şansıma 3 dakika sonra gelecek olan tren sekizliydi. bindim. yine şanslıydım. tek bir koltuk boştu. kitap okuyan bir genç ile bej pantolonuyla bacak bacak üstüne atmış beyzbol şapkalı bir amcanın arasına mülteciler gibi sığındım. çantamdaki sudan bir kaç yudum aldım. suyu çantanın cebine tekrar koydum. tabi bu bileşik hareketler iki yanımda oturanları biraz huzursuz etti. aldırmadım. mültecilikten ev sahipliğine terfi ettim sanki. mekanik ses yenisahra dediğinde yanımdaki genç savaş boyası sürer gibi güneş kremi sürdü yüzüne. her tarafına da iyice yaydı. aklıma geldi, ben de evden çıkmadan sürecektim. ama unuttum. açık ten çabuk kızarıyor çünkü. pancar gibi olmam inşallah diye düşünürken yanımdaki amca telefonunda büyük bir puan kazandı. sanırım öyle. havai fişekler patladı. kalpler çiçekler yıldızlar. ekranı bildiğin festival havasına büründü amcanın. kenan doğulu görse katılmak isterdi. ben istemedim. çünkü ineceğim durağına yaklaştım. şimdi her şeyi kapatmam lazım. ama tekrar döner miyim bilmiyorum!

.

den ze - neylerim