yalnız ve güzel ülkemde kendimi çok yaşlanmış, çok yorulmuş ve iett otobüsünün şoför yanına oturup elinde sigarayla otobüse binmeye çalışan adama, siyah porschesini otobüs geçemeyecek şekilde bırakan ablaya çatan, ota boka söylenen teyze gibi hissediyorum ibrahim. nasıl hissetmeyeyim?
...
yirmi dakika evvel mahalle imamımız sela verdi. bir komşumuz, bir vatandaşımız hakkın rahmetine kavuşmuş. Allah rahmet eylesin. daha selanın üzerinden yarım saat geçmeden davul zurna sesiyle "şenlendi" aynı mahallemiz.
şimdi tam da burada yazılacak, söylenecek o kadar şey var ki. ama susma hakkımı kullanıyorum ibrahim.. susma hakkımı.
.
oysa çok değil seladan bir saat önce de. sosyal medyada başka ibretlik bir görüntüye şahit oldum. üsküdar'da hayır için dağıtılan simitlerde simit dağıtan arkadaş defalarca birer tane alalım, daha çok insan alsın demesine rağmen teyzeler, amcalar kendilerini çeken kameranın gözünün içine bakarak en ufak utanma, pişmanlık emaresi göstermeden üçer beşer tane aldılar simitlerden. en az yüz kişinin alacağı simitleri on beş-yirmi kişi falan aldı. öfkemden bir kez izleyebildim videoyu. matematiğim çok iyi olmamasına rağmen kalabalığın yüzde seksen-seksen beşi birden fazla simit alıp gitti. sadece bu da değil ibrahim, videonun kendisi ayrı fecaat, altındaki yorumlar ayrı fecaat..
...
matematikten anlamadığım gibi sosyolojiden, psikolojiden, istatistikten örneklemeden de çok anlamam ama aklım, kalbim gelecek her günümüzün bir öncekinden daha karanlık olduğunu söylüyor bana ibrahim.
geçmiş yıllarda bir sokak röportajında konuşan değerli sosyolog ablamızın sözleri çınlıyor kulaklarımda. "ekonomi her zaman toparlanır, sermaye kendini yok etmez ama toplumsal çürümeyi düzeltemezsiniz."
toplumsal çürümenin nirvanasındayız ibrahim..
adeta freni patlamış devasa, seksenbeş milyonluk bir otobüste uçuruma doğru baş aşağı gidiyoruz. ne ceviz ağacı farkında bunun ne de otobüsün içinde simit ve koltuk kapma telaşındaki bizler farkındayız!
..
hani malum ve klişe bir soru var bu gibi durumlarda hep sorduğumuz; biz ne ara bu hale geldik?
kurtuluş savaşı görmüş neslin torunları şimdi "black mirror nesli" olma yolunda koşar adım ilerliyor..
.
ben de bir daha sordum kendime bu klişe soruyu; hangi ara bu hale geldik?
paragraflar dolusu da cevap yazdım. ama sonra sildim.
ne fark edecek, neyi değiştirecek ibrahim?
toplumsal çürümeyi düzeltemeyiz..
tükenene ve tüketene kadar, oyna devam!
.
