lambada titreyen alev üşüyor - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

lambada titreyen alev üşüyor




gebze denilen bir kocaeli ilçesindeyim. istasyon karşısındaki börekçide oturuyorum. kasadaki kara yağız oğlan sıradaki şarkıda sesi biraz daha açıyor. ismini bilmediğim bir kadın sanatçı mihriban diyor, lambada titreyen alev üşüyor diyor dertli dertli. sonra aşk diyor kağıda yazılmıyor.  yüreğimizdeki çiziklere bir yenisini ekliyor. 
önümdeki masaya işletme sahibinin bir tanıdığı geliyor elinde sigarasıyla. sonra onun da bir arkadaşı. masanın üstüne yatırdıkları şarj cihazını ameliyata aldıkları sırada börekçinin önündeki durakta yeşil bir belediye otobüsü durdu. içinden bir öğrenci, elinde bastonu yaşlı bir adam ve…
bu ve’yi ayrı anlatmam lazım. ama nasıl anlatsam. bir film gibi. belki bir reklam filmi. belki bir fellini  filmi..
hani bir vakit kepek sorunu olan esmer kızımız vardı. omuzlara değen siyah saçları beyazlar içindeydi. malum şampuanı kullanınca ne kepek kalıyordu saçlarda ne matlık. öyle pırıl pırıl, öyle gürül gürül saçlar. akarsu gibi. ..ve..
ve işte bir kadın. 
o reklam filmindeki gibi kepeksiz, dolgun, parlak ve doğal sarı saçları olan paris- milano moda haftasından çıkmış da gelmiş gibi güzelliği ve havası  gebze’ye çok fazla bir kadın indi otobüsten. 
mistik bir koku, büyüleyici bir aura yayıldı kocaeli’nin gebze ilçesine. börekçinin ve dahi ilçenin bütün erkekleri hatta kadınları bu sarışın, uzun boylu, siyah takım elbiseli, eli evrak çantalı güzelliğin yolunda pas pas oldu adeta. yüksek topuklu ökçelerinin özgüvenli sesi dilovası'ndan hatta körfezden duyulmuştur. güzelliğinin farkında ama bunu yüksek ökçeleri dışında asla abartmayan, omuzları dik ama başı önde sanki trafalgar meydanında yürür gibi rahat ve emin adımlarla karşıya geçip istasyon taksinin kıvrımında gözden kayboldu. herkes önündeki ve elindeki işe döndü. 
börekçinin arkadaşı; “ bu kablo daha iflah olmaz” diyerek ip yumağı gibi doladığı beyaz kabloyu börekçinin ayaklarına doğru fırlattı. zavallı kabloya bir tekme de börekçi vurdu. tüm olayı benim gibi izleyen köşedeki esmer kadın kabloya acıdığından mı yoksa derdinden mi bilinmez sigarasından çok derin bir nefes aldı. dumanını içine hapsetti uzunca bir süre. sonra dükkanın kedisi önüne atılan poğaçayı beğenmedi. biraz koklayıp olduğu yerde bıraktı. nihayet börekçide yeniden mihriban çalmaya başladı.
sarı saçlarına deli gönlümü…
.