güneşli pazartesiler v.13 - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

güneşli pazartesiler v.13


pazar görünümlü pazartesi sabahı. ne güzel. sokakta in cin top oynuyor. her günün böyle olmasını istediğim huzurlu bir sessizlik, derin bir insansızlık. üstelik güneşli. yer yer rüzgarlı. üzerine hafif bir şeyler aldıracak kadar. çayımı çikolatamı hırkamı kulaklığımı kitabımı ve gözlüğümü alıp balkona çıktım. hepi topu 5-6 metre kare balkonumun güneş alan tek köşesine kuruldum. beğendiğim şarkıları açtım. sonra da kitabımı..

gençken mektup yazardım. mektubu zarfa koymak, pulu yalayıp sağ üst köşeye yapıştırmak, hemen altına alıcının adı soyadı ve adresini sol üst köşeye de gönderen olarak kendi ad ve adresini yazmak. gönderdiğim kişiyle onun henüz bilmediği bir bağ kurardı sanki. şimdi böyle bir bağı kimle ve nasıl kuruyorum? e-postayla mı, whatsapp mesajıyla mı?

böyle diyor yazar mavi kaplı kitabında.
düşünüyorum. 
yazarın yazdıklarını. kendimi. önümüzdeki yazı. biraz güneşe bakıyorum. biraz boş bakıyorum. sonra çayımdan bir yudum alıyorum.. ve eternity and a day filminin o bilindik sahnesini anımsıyorum...

"son zamanlarda dünyayla tek bağlantım şu bilinmeyen, karşı pencere. bana hep aynı müzikle karşılık veren. kim bu? nasıl biri? bir sabah, onu bulmaya çıkmıştım. ama sonra bir daha düşündüm… belki bilmemek ve hayal etmek daha iyidir."

sonra yine kendime dönüyorum. 
benim dünyayla ve hatta kendimle bağ kurma aracım da sanırım zaman zaman kağıttan gemi ya da bir şişenin içine sıkıştırılmış mektuplar misali internet okyanusuna bıraktığım ve kimlerin okuduğunu tam olarak bilmediğim asla da bilemeyeceğim yine yazdıklarımın kime iyi, kime kötü geldiğinden bihaber, kendime mi yoksa dünyaya mı meydan okuduğumu kestiremediğim devrik cümlelerim. 

belki de diyorum; bilmemek daha iyidir..

.