pazar, on iki nisan - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

pazar, on iki nisan




saat onu terk etmemiş, henüz on bire kavuşmamışken elimde çayımla birlikte balkondayım. çünkü yine harika bir güneş var.  sokaklar bomboş. söylemiştim. pazar sabahlarının bu kimsesizliğini seviyorum. üstelik her geçen gün daha çok seviyor ve hep böyle kalmasını istiyorum. bir yandan spotify’ın sakin müzik listesini dinleyip vücudumu güneşin tüm olanaklarından faydalandırırken diğer yandan da dışarıya çıkıp birazdan dolup taşacak olan caddede kalabalığa karışıp karışmama konusunda ikilem içindeyim. içimdeki iki farklı ben, birbirini iknaya çabalıyor. tembel ve kalabalıktan nefret eden yanım; alışveriş listemin acil olmadığını, yarın da alabileceğimi üstelik bu ölüm sessizliğinde böyle güneşi her zaman bulamayabileceğimi söylüyor. öteki yanım ise; sağlık için hareket etmemi, güneşi henüz kalabalık olmayan semtin parkında da özümseyebileceğimi söylüyor. sessizce ikisini de dinliyorum. bir şey demiyorum. sanki bir şey demesini bekler gibi başımı sağa, yukarıya doğru çeviriyorum gözlerimi kısarak. beklediğim cevabı vermiyor güneş efendi. sadece ve hınzırca gülümsüyor. ya da ben öyle sanıyorum..
..