güneşli pazartesiler v.12 - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

güneşli pazartesiler v.12




adalar sanki dün gece bize doğru yürümüş ibrahim. her zamankinden büyük, her zamankinden daha yakın ana karaya. sadece adalar değil çınarcık-yalova hattı da sanki bize doğru üç beş adım atmış gibi. öyle yakın, öyle samimi. elbette bunun bilimsel bir gerçekliği yok. ama benim için duygusal gerçekliği var. böyle görüyorum. böyle hissediyorum. ve abartmıyorum. 
ve yine güneşli bir pazartesi. yine deniz kenarındayım. pazartesileri artık hiçbir plan yapmıyorum. hele ki güneşli pazartesiyse. santa ve jose’yi gıyablarında anarak sahilin yolunu tutuyorum. iç denizin vakurluğuna saygı duyarak ağır ağır ilerleyen yük gemilerini izliyorum. eski huyumdan vazgeçmiyorum. doğru cevabı hiçbir vakit öğrenemeyeceğimi bilerek gemilerin ne taşıdıklarını, nereden gelip nereye gittiklerini tahmin ediyorum. tam karşılarındaki bankta otururken burgazada ile heybeliada arasındaki en kısa mesafeyi parmak hesabıyla ölçüyorum. iki parmak geliyor. heybeliada ile büyükada arası üç parmak. sonra bebek arabası ve baştan aşağı siyah eşofmanlarıyla torun gezdiren bir abi giriyor kadrajıma. başıyla selam veriyor gibi. aleyküm selam der gibi başımı öne eğiyorum bende. abi kınalıada hizasından bostancı istikametinde küçülüyor. 
bugün sahilde tempolu adımlarla kadınlar yürüyor daha çok. sanırım yaza hazırlık faaliyetleri. şimdi günahlarını almayayım içlerinde devamlı spor yaptığı belli olan, fit yürüyüşçüler de var. ama ve yine de ekseri çoğunluk yazlıkçı benim tahminime göre.. tamam da tüm bunları niye yazıyorum peki? 
güneşten. güneşli pazartesiden dolayı ibrahim. biliyorum tüm bu devrik cümlelerin edebi değeri yok. ama duygusal değeri var. 
güneşi görünce ruhum coşuyor. adeta acıkmış gibi yazmak istiyorum. obur bir çocuk çevremdeki her detaya gözümü ve kulağımı dikiyorum. hiç işime yaramayacak minik dedikoduları depoluyorum ister istemez.
misal ninja gibi giyinip yine simsiyah bisiklete binmiş bir kadın incecik sesiyle; “ben hayatımdan memnunum. kimseye zararım yok. niye anlamıyorlar bunu?” diye soruyor telefonun ucundaki muhatabına. başka bir kadın yanındaki erkek arkadaşıyla adımlarken; “şimdi o x ilçesinin belediye başkan yardımcısı. ama minnet etmem ona. kapısından içeri adım atmam, atmadım da” diyor. öteki iki delikanlı fenerin bahtsızlığından, bu saatten sonra g.saray’ın artık şampiyonluğunu vermeyeceğinden bahsediyor.
bense yaklaşık bir buçuk saattir oturduğum bankta iyice geriye yaslanıp bu pazartesi güneşinin bedenimi ve ruhumu ele geçirmesine izin veriyorum.. 
.