şubat. sevgililer günüymüş. elleri çiçek dolu adamlarla ve iki yanımda günün mana ve önemine binaen aşırı süslenmiş kadınlarla sabahın on buçuğunda kadıköy’e iniyoruz. hava kapalı ve hafif yağmurlu tam istediğim gibi. aslında ve ama mecbur olmasam inmezdim. evde, pencerenin kenarında ıslak sokağı ve içindekileri izlerdim. belki üst üste iki juliette binoche filmi izlerdim. ama kesin film izlerdim. sonra bir türlü sktiri çekemediğim sosyapat patronumla ilgili kafamdaki düşüncelerime kalın, kırmızı bir çizgi çeker, çay demler ve yazdan beri elimde sürünen irlanda defterinden iki hikaye okurdum. akşama doğru da uzun bir yürüyüşe çıkardım. hatta ve belki de yürüyüşümden daha uzun bir mektup yazardım. ama.. ama işte...
.
