yüzyaşıma mektuplar - 8 - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

yüzyaşıma mektuplar - 8




an itibariyle bir börekçi kahvehanesinde geleceğimi düşünüyorum sevgili yüzyaşım. gerçi sen biliyorsun. ama ben de bilmek istiyorum. insanız sonuçta. aslında düşünmemem gerekenleri düşünüyorum. çok basit bir meseleyi bazen çığ gibi büyüttüğümün farkındayım. ama ve öte yandan endişelerimin yersiz olmadığını da biliyorum. galiba bir denge sorunum var. bunun nedeni; hayata sadece siyah ve beyaz netliğinden baktığım için olabilir. olmayabilir de. hangi yazar demişti yahut hangi filmde söylenmişti şimdi hatırlamıyorum. belki de geçmiş yazılarımın birinde ben uydurmuştum. hayat diyorum; her istediğini ve sevdiğini vermiyor insanoğluna. ama işte her insanın da tepkisi ve duruşu farklı hayata karşı. herkes benim gibi enseyi karartmıyor. misal şu sol başımdaki emekli diplomat olduğundan şüphe ettiğim abi, yaşlılığını da hayatı da bayram yerine çevirmiş gibi. karşısındaki ablanın makinalı tüfek gibi dakikada yüz yirmi kelime üretmesine aldırmıyor. gerektiğinde az ve öz konuşuyor. sağ şakağına kadar yayılan gülümsemesi güneş gibi açıyor karanlık kafemizde. “başka bir isteğiniz var mı diye soran kara yağız ve tıfıl garsona “merci beaucoup” diyor gülerek. hemen ardından mealini de söylüyor “teşekkür ederim” diyor garsonu güldürüyor. kendisi gülüyor. galiba bende gülüyorum. hayat diyorum bugün diplomat abiye güzel!
.