sevgililer günü kutlamayan bir adamın alegorik dilemması - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

sevgililer günü kutlamayan bir adamın alegorik dilemması

birds


sevgili leyla,

eğer sevgili olsaydık ve ben sırf marjinallik uğruna hareket edenlerin aksine gerçekten hiçbir hücreme, mantığıma ve duygularıma hitap etmeyen, tamamen popüler kültürün ve kapitalizmin dayattığı bu zorlama güne buz kesmiş bir adam olmasaydım da sevgililer günü için sana bir şeyler yazmış olsaydım diyorum.

bir şehri ikiye ayıran nehir gibi aramızda asılı duran o gizli, hisli ama hala çözülmemiş olan psişik bağa halel getirmeden, sevgimizin pazara kadar değil mezara kadar olduğu duygusu ve gerçekliğini hatta ve dahası bu sevgiyi tekdüze bir sevgi tanımına hapsetmeyip olabildiğince büyük bir anlamı olduğunu, yeryüzünde bilinen (anne sevgisi dahil) tüm sevgileri içinde barındıracak tarifsiz, tanımsız ve saf bir sevgiden söz etmek isterdim evvela.

sonra ve mesela; rüyalarımda olmadığın zamanlarda da hep aklımda olduğunu söylemek isterdim. ve hakeza hiç bilmediğim kokunun ve hiç tatmadığım teninin sıcaklığına olan özlemimi anlatmak isterdim satırlar dolusu. ve yine izlediğim filmlerdeki başrol kadınlarında hep seni gördüğümü de dillendirmek isterdim. keza dinlediğim tüm türkçe sözlü hafif müziklerin, bütün sokakları şehrin en ünlü meydanına çıkan şehirleri gibi sana çıktığını anlatırdım dilim döndüğünce. benim tüm huysuzluk ve hırçınlıklarımı, okyanus dalgalarına kucak açan geniş kumsallar gibi sarmalamanın altını çizerdim sonra. ve seni nasıl sevdiğimi haykırırdım dünyanın tüm yönlerine doğru. 

evet, yalan söyleyecek değilim, narsizm sınırlarında gezen ama en çok da sana yakışan özgüvenini ve dünyayı fetheden zekana ve oyunculuğuna olan hayranlığımı anlatacak kelime bulabileceğimi sanmasam da sırf bu güzellikler için de şansımı denerdim. önce ufuk açan zekandan, sonra iç açan güzelliğinden öpmek isterdim saatlerce. hatta günlerce.

bir sevgi nasıl anlatılır sözlerle, hak ettiği değer nasıl verilebilir muhatabına doğrusu emin değilim? çünkü ve zira, ne yazsam eksik kalacak gibi.
işte böyle zamanlarda da sadece susarak anlatmak isterdim seni nasıl sevdiğimi. vurguna mühürlü bir dalgıç gibi gözlerinin derinliğinde boğulmayı göze alarak elbette.

evet sevgili leyla,
sevgili olsaydık ve şayet ben sevgililer günü kutlayan bir adam olsaydım; 
en sevgili cümlelerimin ve dolayısıyla sevgimin, en sevdiğimin tüm hücrelerine, dolaşım sistemine ve elbette ki gönlüne misafir olarak değil de sonsuza dek iltica edeceği unutulmaz bir sefer olmasını sağlardım. üstelik sözlerimi pekiştirecek bir takım yasa dışı eylemlerde bile bulunurdum. yüksek yerlere çıkıp tehlikeli şiirler okurdum mesela.
elbette senin için. yalnızca senin için. 
hem şiir demişken; düzyazı seven, şiir bilmeyen bir adam olarak ömrümdeki tek ve son şiirimi yine sana yazardım. eğer diyorum, sevgili olsaydık. ve ben sevgililer günü kutlayan bir adam olsaydım.
dünyanın bilinen ve bilinmeyen dillerindeki tüm sevgi sözcüklerini bir sabah vakti kapına yığardım.
sevgili leyla. ..

2024 istanbul, on dört şubat 
.
.