mahallecek aşka inanmıyoruz! - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

mahallecek aşka inanmıyoruz!


çay içip çokoprens kemiriyorum. arkada emircan kardeşim gurbete kaçacağım diyor. ben keçilerim kaçmasın diye dertleniyorum. peki niye? neden kızgınım? neden olmayayım ki? eften püften her mevzudan sonra bu ülkede yaşanmaz demek istemiyorum derken aslında böyle dediğimin farkındayım sevgili ibrahim. ama bu kadar olmaz? çünkü yıl olmuş iki bin yirmi iki. biz bu teknoloji devrinde hala ogeseyi iptal et. hegeseye geç. yeşilde dur. kırmızıda geç. magandalara yol ver. haklıysan sus, deli desinler! haksızsan allah ne verdiyse. kilitbahir'i aç, bolu'yu kapat. eski kimliği getir. yerine çiplisini ve yanında bir düzine plastik mandal kazan. ama önce randevu al. yok ama dur! randevudan evvel 4 dakikada biometrik çektir. olabileceğin en çirkin foto olmazsa kabul olmaz. sonra ehliyeti de kimliğin içine göm. ama işte ogs internet bankacılığından iptal olmuyormuş. çalışma bilgimle meslek bilgim eksikmiş. en yakın şubeye gitmeliymişim. anneannemin evlenmeden önce geçirdiği son hastalığı bilen bankam bunu niye bilmiyor? sordum telefondaki kızcağız da bilmiyor gerçekten! hem durduk yerde niye iptal oluyor bu şeyler. ikişer üçer çıkarırken aklınız ner'deydi? zaten nüfus işleri müdürlüğü de ana baba günü. herkes herkesle dostmuş gibi. sanki herkes yurt dışına gidiyormuş gibi. ilçedeki ve dünyadaki herkes bugün kimlik-ehliyet yeniliyormuş gibi. üstüne bir de işte saat ondaki randevuya 11-12-13-14-15-16 kim varsa gelmiş gibi. çocuk da yapıyorlar. ev de taşıyorlar. 76 takside araba almışken bir de ehliyet alıyorlar. yetmiyor 'ditroit pistıns'a, kuala lumpur'a falan gidiyorlar. bir rahat durmuyoruz anlayacağın ibrahim. yoksa ve haşa devlet babaya lafımız olur mu ki? haa baba demişken maske olayına bilhassa girmiyorum. girersem çünkü çıkamam. çıkamazsam kaybolurum. kaybolursam ne olur? en yakın şubeye giderim. hem bir kere değil iki kere giderim. her gidişte sistemsizlikle bu kadar çok oynayanlara selam ederim. buğz ederim. bir günlük yıllık iznime sebep oldunuz bey amcalar der çok sitem ederim. ama işte hesabım başka şubedeymiş. lakin mahşere bırakmam üstüne üstüne giderim. ne yapmam gerek onu söyleyin derim müşteri temsilcime en kibarcasından. en iyisi siz bilmennecepi indirinmiş. ek hesap gerekirmiş. ama randevum? ben nüfus randevuma yetişeyim sonra devam ederiz olur mu derim yine hiç sinirlenmeden. müşteri temsilcisi kadın hay hay, olur tabi der. neden olmasın akşama daha çok var. biriniz gider ötekiniz gelir. beş oldu mu zaten ben kaçarım bakışıyla uğurlar beni. lakin nüfus müdürlüğü kurban satış yeri gibidir. sıra numaram gelene kadar kapıdaki banklarda soğuk mart havasını sarhoş olmaya yeminli alkolik gibi içime içime çekerim. yeterince çektiğime, oksijen depoladığıma kanaat getirip maskemi takar içeri girerim. yirmi sekiz buçuk dakika sonra sıram gelir. allahtan randevu almışımdır. yoksa.. yoksasını düşünemem. var olamam. önce baş parmaklarımı. sonra dörder el parmağımı. ve sonra yine her bir parmağımı en az üçer kez yuvarlaya yuvarlaya kendime bir çip oluştururum. ayak parmaklarımı da yapacak mıyız acaba der endişelenirim. lakin korktuğum olmaz. büyük şefe giderim. onay alırım. bankoya geri gelirim. zarfımı alırım. büyük hissederim. ama şimdi değil kimlikler gelince açacakmışım. bittiğine inanamam. sol baldırımı çimdiklerim. daireden dışarı çıkınca toprak bulamam. betonu öperim. yeni girenlere allah kurtarsın derim. sonra yine en yakın şubeye koşarım. ama ve lakin sistemde sorun varmışmış. benden önceki bey amcanın ki olmamışmış. hiç denemeyelim der sabahki temsilcim. ama derim beşe daha çok var. temsilcim, müşteri temsilcisi değil ısrar etmeyi sevenler derneği başkanı gibidir. bugün aşırı yoğunluk varmış. istersem sonra gelesiyeymişim. yok derim şansımı deneyeceğim. ben sistemi sevmem ama sistem beni sever dedim. temsilci kadın bir gıcık oldu bana. hissettim. ben de yan gözle müdürün odasına bakarak karşılık verdim hislerine. sessiz tehdidimi anında algıladı. klavyeden çıkardı hırsını. sonra cep telefonuma otuz dört tane falan onay şifresi gönderdi. ben kodladım.  o onayladı. kodla kodla memleketin şehirleri bitti. avrupa'dan, amerikadan sevdiğim şehirleri, eyaletleri söyledim. yalnız karolina eyaletinde çuvalladım. güney karolina mı kuzey karolina mı desem diye tereddüt ettiğim bir anda ankara girdi araya. aşağı karolina demişim. temsilci iletişimimizden beri ilk defa güldü. çok güldü. müdüre de bakamadım. ben de güldüm. aşağı ayrancı o dedi. biliyorum dedim. kavaklıdere ankara'yı da çok severim dedim. ben dedi ilinoyiz ve tenessi'nin hastasıyım. muhabbetin gittiği yön hoşuma gitmedi. az daha gidersek ben askerlik anılarımı o da eski sevgililerini anlatmaya başlayacaktı. sistem dedim açıldı galiba. tuhaf dedi. gördünüz dedi sizden önceki müşteriyi eve gönderdim. ondan öncekini görmediniz ama onu da gönderdim. siz dedi çok şanslısınız. inanılmaz dedi. içimden ben de öyleyim dedim kendime. hiç olmadığı kadar abarttım aslında hiç olmayan şansımı. şöyle bir omuzlarımı dikledim. başımı geriye attım. bir özgüven. bir küçük dağlar, sıradağlar, alpler falan hep gözümün önüne geldi. amaaa.
ama işte  nazarın dakikasında infilak ettiği ner'de görülmüş. bu da benim şansım be ibrahim. nihayet ogs iptal hgs pulum aktif oldu. temsilcim "hayırlı olsun" dedi. "umarım öyle olur" dedim. uçarcasına merdivenlerden indim. tam çıkış kapısının orada yine bir karolina dilemması yaşadım. atkıyı dışarı çıkmadan mı dolasam boynuma yoksa dışarıda mı takayım derken bir teyze dışardan dışardan kapıya yanaştı. çarpışmadan bir an evvel çıkayım istedim. küttt. dünyaya göktaşı mı çarptı yoksa bana kamyon mu? bilemedim. gözlerim karardı bir kaç saniye. sonra açıldı. ama kafam acayip zonkluyor. teyze yanımdan geçti gitti kaybolan yıllarım gibi. alüminyum görünümlü demir kapıya başımı çarpmışım. ama sanki beton mikserine çarpmış gibi oldum. sonra dışarıda iki şeritli yolu ne zaman dört şeritli yaptılar diye düşünüyorum. ve bugün sanki hep ikizler sokağa çıkmış diyorum kendi kendime. ama nazar var üstümüzde ibrahim, nazar. gideyim de bir kurşun döktüreyim!

.

emircan iğrek - gurbete kaçacağım