53-vişne çürüğü - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

53-vişne çürüğü



cuma. sabah. bir fırtına. bir poyraz. göz gözü görmedi. dün çalışan belediyeler bugün sınıfta kaldı. yalandan üç temizlik işçisi, bir küreme aracı koymuşlar. şoförler yatışta. belli. otobüsler seyrek bile gelmedi. minibüse bindim bir tabur otobüszede ile birlikte. ilk basamakta “papazın çayırına çıkar mı kaptan?” diye sordum. ahmet kaya’ya benzeyen şoför; “inşallah çıkacağız başkan” dedi. "hadi inşallah" dedim. sonra kimse konuşmadı. üzerindeki karlarla birlikte herkes bir köşe, bir koltuk seçti. ben gençliğimi düşündüm. onlar ne düşündü bilmem. sonra arkadan vişne çürüğü mantosunun sağ kolunu gördüğüm ayşe egesoy sesli bir kadın “şunu uzatır mısınız, son durak?” dedi. uzattım. para üstünü ondan çok ben merak ettim. kendi paramın derdine bu kadar düşmezdim oysa. emanete ihanet etmeme içgüdüsü mü yahut başka bir güdü mü ya da çocukluk travması. bilemedim. ama ve neyse çok beklemedim. kaptan elli lira üstü vardı demek zorunda kalmadım. iki dakika sonra sakallı kaptan "elli lira sahibi üstünü takip etsin" diyerek arkasına bakmadan uzattı para üstünü. kaplan gibi atıldım. emaneti, yine kalabalığın arasından yüzünü seçemediğim ama tanıdık olan vişne çürüğü mantolu ele teslim ettim. rahatladım. yaşar 'sevda sinemalarda'yı söylerken günlük telaşlarımı düşünmeye devam ettim. 
.