monet - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

monet

benim yaklaşık bir saat sonra alacağım pozisyonda oturuyor, camekanlı kapalı balkonunda. krem rengi kazakla çevrelediği sırtını, kuğu boynunu ve topuz yaptığı esmer saçlarını güneşin insafına bırakmış. tüm güzelliğiyle bu sarı sıcak alametle cilveleşiyor. sol elinin işaret ve orta parmağı arasındaki sigarayı öyle zarif, öyle asil ve öyle mağrur tutuyor ki aşık olmamak elde değil. tıpkı bir monet tablosu gibi.
.
ve başını öne eğmiş.
öylece duruyor, hareketsiz. 
lakin bu öne eğiliş bir teslim olma, bir pes ediş değil. asla ve kat’a. dikkatlice bir şeye bakıyor. okuyor ya da yazıyor. güneşin tüm hücrelerine yayılmasına izin veriyor. fakat kontrolü de elinden bırakmıyor. şimdi işte hafifçe sola dönüyor. başını geriye yaslıyor. sanki gözlerini de kapatıyor. güneşin odak noktası şimdi yüzünün sol yarısı ve özellikle elmacık kemiğinin bulunduğu bölge. öyle hareketsiz, olabildiğince güneşli, alabildiğince güzel. sanki monet’nin kadınları gibi.
.
yan tarafındaki paslı çamaşır demirinde minik bir serçe var şimdi. kuşun sırtı ona dönük. onun gözleri kapalı. kimse birbirini görmüyor. ben ikisini de görüyorum. kuğu boynundaki gümüş kolyenin yansıyan ışığı dahil, zihnindekiler hariç. gözlerini açıp biraz daha sola dönünce minik kuş korkup kaçıyor. elleriyle masadan destek alıp kalkacakmış gibi bir hareket yaptı. ama vazgeçti. kalkmadı. o kararsızlıkta bir kaç yüz yıl kadar bekledi. düşündü. düşündü. düşündü. çok düşündü. monet tablosundaki kadınlar gibi.
.