an - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

an


elimdeki kitabın gitmek temalı hikayesini okurken, iki bin on yılının en çok dinlediğim nazan öncel şarkısı çalmaya başladı, tebessüm etmekle üzülmek arası bir çıkmaza girdiğim an bulutların arasından homurdanan uçağın sesini duydum, başımı yukarı kaldırır kaldırmaz adalara, ahenkle kanat çırpan beyaz mucizelere tanık oldum, kendimi bıraktım, yüzyıldır gülümsememişçesine mutlulukla tebessüm ettim, çayımdan bir yudum aldım, şarkıyı başa sardım, şarkıyla birlikte neredeyse tüm geçmişimi bir film şeridine hapsettim, kuş uçumu beş km uzakta bir parçası görünen ve denize ayağını uzatmış adada yaşama ihtimalimi düşündüm, ‘olmaz’ dedim içimden, sebebini yine kendime izah ettim usulca, ‘bu kadar yakın olmamalı şehire’ dedim, içimdeki diğer ses bunu makûl karşıladı, ilk kez haklı buldu beni, ben yine tebessüm ettim, yüzümü güneşe çevirdim, kafamdaki kocaman beyaz kulaklığı çıkardım, gözlerimi kapadım, dünyanın alışık olduğum tüm seslerini geride bıraktım, benliğimi de hemen yanı başımdaki portatif masaya teslim edip bilinmezliğe doğru bir yolculuğa çıktım..
.
nazan öncel - bu havada gidilmez
.