28 Temmuz 2013

kıskanmak

yaşar nakliyat yazıyor brandasında. ille de sen diyor ve sonuna kadar.
onları da kıskanıyorum haliyle!

17 Temmuz 2013

şarkılar güzelse hala

 saat onikiyi biraz geçiyor. yemekçiler yemeğe , oruçlu olanlar kısa bir yürüyüşe çıktı. ben odamın kapısını kapattım. klimanın oda sıcaklığını yirmibeş dereceye ayarladım. belki uyuyabilirim. ama üşüyorum. leonard cohen ; dance me to the end of love diyor radyoda. uykum gelir gibi oldu. ama bu seferde sabah kafama takılan soru geldi aklıma en sevdiğim grup vaya con dios ile birlikte. uyuyamadım...
..
"günler" dedi  ve devam etti
"hep birbirinin aynısı ne sıkıcı değil mi mithad bey?"
dün akşam iş çıkışı dönel kavşağı dönmeye başladığımda söyledi bunu. içim hazırlıklıydı da zihnim hazır değilmiş. arabayla birlikte yalpaladım. bereket versin çabuk toparladım. reflekslerim hala iş görüyor. dikiz aynasından baktım. beti benzi atmış yaramazlığının bilincinde olan çocuk gibi kırılgan.
-önemli değil dedim.
-önemli değil. 
hiç değilse şarkılar var. şarkılar çünkü güzel hâlâ.
.

5 Temmuz 2013

körfezde notlar 2013-5

güneşlenme bahanesiyle sahile indim. saat 17:44. hava yine çok sıcak. hatta son bir haftanın en yüksek derecesinde olabiliriz. doğal olarak sahil şile'yi aratmıyor m2 ye düşen insan ve şemsiye sayısı ile. fakat sahilin yaklaşık yarım saat sonra istediğim sakinliğe geleceğini kapakları açılan baraj suyu gibi boşalacağını biliyor olmak rahatlatıcı. keşke diyorum zihnimi de böyle boşaltabilsem.
aptalca olduğunu düşündüğüm halde güneşlenme gayesiyle krem sürüp yatıyorum güneşin altına. asıl amaç kararmaktan ziyade zihnimi ve kalbilmi aklamak ama.
rahatlıyorum zira böyle.sırtımı ekim22 isimli tekneye yüzümü güneşe emanet ediyorum.
ama kalabalık hala azamış değil. sanırım onbeş dakikaları daha var. zira az ilerimde pişti oynayan gelin görümce öyle söyledi. hemen çaprazımda muhtemel yeni evli genç bir çift güneşten sakınıp şemsiye altında kitap okuyorlar.
sonra gözlerimi kapıyorum. tepeden güneşin sıcaklığını sol tarafımdan rüzgarın da yardımı ile denizin serinliği ve kokusunu duyumsamak hoşuma gidiyor. belli belirsiz gülümsüyorum.
ve şimdi insanlar üçer beşer küçük kafileler halinde terkediyorlar sahili.
onların boşalttığı alanlara serçeler yerleşiyorlar. yine de ürkek, bir kaç parça yiyecek bulma telaşında, tedirgin.

3 Temmuz 2013

körfezde notlar 2013-4

1- bu sahil beldesinde ilk dikkatimi ceken seyyarlarin olaganüstü kibar dili. -evett simit ister misiniz efeendimm, soguk suu efendimm, süt mısır alir miydiniz efendimm.. hepsine eyvallah da cikolatali simit ne ibrahim. sonra kasarli, domatesli. simit dedigin susamli olur. cay demli, kahve az şekerli. öyle yani..

2- plaja sabah dokuzdan once aksam onsekizden sonra inen insanlari ayri seviyorum. en asil yalnizligin ve sakinligin şövalyeleri onlar, biliyorum.

3- aksamlari çopleri çıkaran erkekler konteynere üc adim kala basket seklinde ve %80 basari ile atarken kadinlar daha garantici olup konteynerın dibine kadar gelip smac yapiyorlar ibrahim.

4- kent , köy , sahil kasabasi farketmiyor. alisveris listesinin %90'nini kasaya birakip tek tük alisveris yapmaya devam eden ablalar hala yasiyorlar. hemen bitmeli!

5- kumsalın en sık kullanilan cümleleri sirasiyla;

- su soguk mu?
-ayy suu çok guzelll
-birden gir yoksa cok üşürsün.
-korkma ben varim
-ooo sen bayagi yuzuyorsun bilader

6- günbatimi, rüzgar, imany bi harika. mangal kokusu, çocuk zırıltısı fena. çok fena.

7- ama bazi kadinlar öyle guzel gülüyorlar ki buraya yazmadan edemiyorum.

2 Temmuz 2013

körfezden notlar 2013-2

buralarda en çok sorulan soru; su soğuk mu? evet ya da hayır. hem kime ve neye göre? bana göre sıcak sana göre soğuk veya ılık olabilir. göreceli yani. pek çok şey gibi. hayat gibi mesela. ya da aşk gibi.
ama benim asil meselem zarifoglu'nu bilmeme ragmen okumak icin nicin bu kadar cok bekledigim. kendime cok kiziyorum bu yuzden.
bir de esintili veranda da sarji bitmek uzere olan telefondan bunlari yazarken bir yandan da catali birakmis elimle karpuz yiyorum. umarim kimse gormuyordur!

körfezden notlar 2013-3

yalan yok simdi belli yaşın üstündeki insanları ki bilhassa çiftleri izlemek, diyaloglarına şahit olmak garip bir mutluluk veriyor. misal şu an erikli adında bir körfez beldesindeydim. her zamanki gibi sabahın köründe inmiştim sahile. in, cin ve işte o bir iki yaşlı çiftle ben vardık sahilde. karşımızda ise uçsuz bucaksız deniz. belki de günümüz ilişkilerinde şahit ve sahip olmadığımız ama hep özlem duyduğumuz bu "eski" insanlar arasındaki sevgi, nezaket, şefkat ve zerafet halleri yüzünden gördüğüm her yerde kilitleniyordum hemen bu insanlara. bu sabah işte; adeta kısa bir film izler gibi izledim o yaşlı çiftin arasındaki söz ve mimiklere bulanmış aşkı.
hem daha dun aksam  babasının cahit zarifoglu'na yazdigi mektuptaki zerafet, incelik sevgi ve saygiya hayran kalmisken bu "eski " insanlar bir gün öldürecek beni neslihan.

ama ve iste yine de diyorum ki; bizim de film gibi bir hayatımız olsun.
çay bi'de sigaramız.?
niye susuyorsun neslihan.
ama niye.
.