26 Kasım 2008

sen de bir gün elbet ferahfezâyı seveceksin

"...kimbilir kaç kişi senin zarif hallerini sevdi kaç kişi güzelliğini sevdi belki gerçek aşkla; belki değil ama bir tek kişi seni sevdi. bir tek kişi değişen yüzündeki hüznü sevdi..."insanlar gelip gittikçe köşedeki banka, william butler yeats'in asla unutamadığı satırları geldi hatırına. bank boş ve yalnız kalınca da o düştü aklına! hayat ne garip diye düşündü. hiç hesapta yokken nereden aklına oturmuştu şimdi. alakasız "boş bir banktı" o'na geçmişi ve kendini sorgulatan. hava soğuktu. adeta geçmişteki ve gelecekteki kışlardan fragmanlar sunuyordu. farklı olabilir miydi diye düşündü. keşke olabilseydi. ama olamazdı elbette. belki de çoktan unutmuştu kendisini. hele o cümlesi yok mu göz yaşartan. boğaz düğümleten. ama insanca. kararlıydı o unutmayacaktı. ve belki gerçekten güzel bir şeydir insan olmak!
ciao dedi mırıldanarak.
ciao!

20 Kasım 2008

1.vagon

onu yeniden gördüğüme sevindim. hem de çok. hemen ertesi gün tekrar göreceğim hiç aklıma gelmemişti. üstelik sabah hikayesini yazdıktan sonra beğenmeyip çöpe attığım günün akşamı. saçını toplamıştı. güzelliği daha çok ortaya çıkmıştı böylece. sonra düşündüm okuduğum aylak adam mıydı beni böyle yapan yoksa çoktan hazır mıydım tüm bu olanlara? kararsız kaldım. kitabı okumayı bırakıp arkasındaki boş sayfaya bu yazdıklarımı yazmaya başladım. hakkında bir şeyler yazıldığını fark etti ama tepkide bulunmadı. acaba yarın da gelecek mi? gelirse aynı saatte mi gelecek? kahretsin hangi istasyondan bindiğini göremedim. yarın bir şeyler uydurup aynı saatte aynı vagona binmeliyim. evet binmeliyim.
.
istanbul, 20.11.2008

the reader-2008



-sadece tek bir şey ruhun eksikliğini tamamlayabilir. bu şey de aşktır.

6 Kasım 2008

itiraf (2002)


Harun: benimle gelir misin?
Nilgün: ya olup bitenler?
Harun: olan oldu, her şey gelip geçiyor.
Nilgün: hiçbir şey geçmiyor. GEÇEN YALNIZCA ZAMAN