14.04.2018

21. mektup

hani durduk yerde ve hiç akılda yokken hatta hiç bir sebebi de olmazken bir şeyler hücum eder beyne. güzel bir an mesela. yaşanmışlığı ile yaşanmış olma ihtimali arafında. ne bu anın gerçekliğini ne de sebebini ve kaynağını merak etmez de şartsız, şeksiz ve şekilsiz sadece o anda kaybolmak ister ya bazen insan. 
işte öyle teslim oldum ben de maltepe istasyonunda. 
kulağımdaki sanatçı sakin sakin sodade şarkısını söylerken trenin kenara çekilin ıslığından hemen önce ruhumu titreten serin rüzgar önce seni getirdi bana sonra da daha evvel hiç gitmediğim ama çok tandık gelen gri bir şehre götürdü beni. 
o vakit işte karar verdim prag’a gitmeye. 
kafka’yı görmeye, tezer hanım’ın izinden yürümeye.
.
bir gün diyorum sevgilim; 
bir gün prag’a gidelim. 
en ünlü meydanında fotoğraf çektirelim mesela. 
kollarımız V şeklinde havada, yüzümüzde kocaman bir gülümseme olsun.
yahut teyyare gibi iki yana açılsın ellerimiz. 
yüzümüz ama yine gülsün. 
hep gülsün.
çocukça ve dahi şımarıkça.
ama bak mutlaka fotoğraf çekinelim! 
prag’da.
hem öyle herkesin görmesine de gerek yok. feysbuka, instagrama falan da.
biz görelim. 
biz bilelim yeter.
yıllar sonra misal bu fotoğrafın varlığını unuttuğumuz böylesi güneşli bir bahar günü bir şiir kitabnın arasında denk geldiğimizde yine öylesi güzel gülmek için.
diyorum ki sevgilim; 
sirkeci’den afrika’ya göçen bir kuşun kanadında dünyayı gezelim. 
.
cesaria evora - sodade