27 Aralık 2015 Pazar

bazı şeyler

herkesin büyük yanılgıları olmuştur şu hayatta. benim en büyük yanılgım; hayatın döngüsünü yazarak kırabileceğimi sanmamdı.
.
bazen de hayata karşı, boş kaleye topa dokunsa fileleri havalandıracak golcü rahatlığında hissediyorum kendimi. ama sonra kan-ter içinde uyanıyorum.
.
tracy chapman'a fena sardım bugünlerde. günde üç öğün, beş vakit chapman dinliyorum. varsa yoksa tracy. söylemiştim, seviyorum böyle 'çatlak sesleri.'
.
ve pazar günleri eskisi gibi canımı sıkmıyor artık. direnmiyorum çünkü. teslim oldum diyebilirim. son tahlilde mutlu değilim ama mutsuz da değilim. 
.
2016'ya çok az kaldı. ve ben hâlâ saatli maarif takvimi almadım.
.
görünüşte küçük ama etkide büyük öyle 'tesadüfler' yaşıyorum ki ne diyeceğimi bilemiyorum. başımı göğe kaldırıyorum.
.
bugün mesela, bir sebeple nümeroloji işine girdim. kader sayımın yıllardır kendime uğurlu sayı diye rastgele seçtiğim 4 çıkması ve karşısında yazanların tıpkı kişilik sayımın karşısında yazanlar gibi karakterimle büyük ölçüde uyuşmasına şaşırdım.
.
yine az önce rastgele bir sayfasını çevirdiğim pessoa'da şunları okuyunca yukarıya baktım yine! 
"belki de sonsuza kadar muhasebeci kalmak benim kaderimdir; şiir ve edebiyat ise alnıma konmuş bir kelebektir belki...."
.
ve tam bu satırları yazarken selâ verdi mahallenin imamı. mahalle eşrafından bir kişi vefat etmiş ama tam anlayamadım kim olduğunu. kimdir, necidir, hatun yahut er kişi midir, yaşlı mı genç mi, yalnız mı kalabalık mı, güzel mi çirkin mi, fakir mi zengin mi? ama ne önemi var di' mi? bitti gitti işte. sevabıyla, günahıyla. en çok da otobanda kamyon arkası yazılarına kapılıp gittiğimde dank ediyor kafama; sonu çoktan belli olan bir hayat için çok fazla ve gereksiz çırpınıyoruz. üzülüyoruz. ağlıyoruz. bazen ve hatta abartılı seviniyoruz. ama işte hayat tam da böyle bir şey diyorum sol şeritte kilometre kadranını zorlarken. hem hayatın bizatihi kendisi çelişki değil mi zaten? yaşam ve ölüm. gece ve gündüz....
ve şimdi. günün güzel geçeceğini müjdeleyen yakışıklı bir güneş var yukarıda. hakeza dışarıda nefes kesen bir soğuk ve en kral karpostallara konu olacak çatı üstü aşıkları, kumrular. ve zihnimdeki bahariye. sonra kadıköy çarşı, dolmuşlar, kitap cafeler, balıkçılar. nihayet sessiz ama telaşlı kalabalık. canım insanlar bekleyin. geliyorum.
.