6 Ekim 2014 Pazartesi

teşrinievvel

bugün hâlâ bayram ve ben
yeni yaşıma günler kala saçma bir telaş içindeyim bu sabah
en sevdiğim kitaplarımı dizdim a'dan z'ye
en sevdiğim şarkıları dinledim sıla'dan sezen'e, zaz'dan tom waits'e
yine çok sevdiğim filmlerin unutulmaz repliklerini hatırladım bir bir
ve çok sevdiğim kadınları düşündüm ergenliğimden bu son yaşıma
çünkü bayım
ne vakit yeni bir yaş almaya yaklaşsam ve ekim sinsi sinsi yanan bir sigara gibi eksilmeye başlasa garip bir hüzün çöker üstüme
hemen kağıdı kalemi alır geçmişin hesabını görmeye niyetlenirim
lakin başlamadan daha kalemi bir yana, defteri öte yana fırlatırım ve
en edepsiz küfürleri savururum hem gelmişime hem geçmişime.
çünkü bayım
yusuf gibi yarım kalmış bir niyetim ben
yahut ekmel bey gibi sıradan hayatı sıkıntıdan ve mutsuzluktan ibaret olan faili meçhulum
.
çünkü bayım...
bayım beni dinliyor musunuz?
..
çünkü diyorum bayım; mutluluğa tepki olarak doğmuş bir faniyim. böyle gelmiş böyle gidecek.
o yüzden ne vakit ekim, sonbaharı ve dökülen sarı yaprakları da arkasına alıp afroamerikan bir yüzmetreci gibi sona doğru depara kalksa elim ayağım hep birbirine dolaşır
hamarat bir ev hanımı gibi kitaplarımı, masamı, kitaplığımı silerim
üzerlerine sinen toz zerreciklerinde çocukluğumun kaybolan masumiyetimi ararım
ne zaman ekim gelse hiç gitmesin isterim
çünkü ekim demek o demek, o demek ekim demek
ekim diyorum bayım çünkü
ben o'nu çok özledim

 october love