1 Nisan 2009 Çarşamba

sevgili günlük

o zamanlar daha olric yoktu. öyle modern günlükler, moleskineler de yoktu . yahut vardı da bizim haberimiz yoktu. bildiğim daha çok kızların tuttuğu anketimsilerdi. edebiyatım da iyi değildi zaten. şiiri öyküyü geçtim sevebileceğim bir düz yazım bile yoktu. ama sonra, çok uzun zaman sonra mahallenin acar takımı yıldızspor'un maç tahtasına esprili şekilde o haftanın maç analizini yaparken buldum kendimi. çok sonraları da bir kısım internet mecrasında son tahlilde de spotlublog'da bayağı bayağı yazmaya başlamıştım. lakin hala bir günlüğüm yoktu. düşündüm ki el yazısı da olsa klavye ifrazatı da olsa günlükler en sonunda birileri okusun diye yazılmaz mı? ha bir kişi ha on beş kişi... o vakit hali hazırda yüzdeyetmişbeş hikayesini not defterinde muhafaza eden mithad selim ne güne duruyordu? evet sanırım o günlük, bu-günlük işte....