1.9.08

altı çizili kelimeler

nasıl olmasını istediğimi hiç düşünmediğim bir geleceğin gelip beni bulacağını inanıyordum. insan ya kendi kendine konuşur ya da yazar. kendi kendine konuşmayı makbul saymazlar. oysa ne fark var ki arada? bu satırları kaleme alarak kimseye hitap ediyor değilim. kendimi meşgul etmeye çalışıyorum sadece. herkesinki gibi benim hayatımda roman. hep ne olduğunu bilmediğim büyük eksiğinin yakında tamamlanacağını umduğum bir roman. sırtını dönmüş insan acı verir, hem kendine hem o sırta bakana.sırta bakan kendini yalnız hisseder, sırtını dönen içine kapanmış demektir. kapılar kapanmalıdır, dünya güvenilmez bir yerdir çünkü.kapısını kapalı tutmayan kirli suyun içeri sızmasına,kendisini çürütmesine,yok etmesine razı demektir,ama belki de doğrusu budur, dünya yorucu bir yerdir çünkü.üç çocuklu bir aile olarak yaşadığımzı yılları hatırlıyorum da, mutsuz değildik, ama mutlu da değildik. iki halin arasında olmaktık, mutlu/mutsuz, zengin/yoksul, sağlıklı/hasta, çalışkan/tembel, yerleşik/göçebe ve daha bir çok sıfat. hayatla kaynaşmış insanları izliyordum; alışveriş yapıyorlar, acele ediyorlar,yük taşıyorlar, telefonla konuşuyorlar, öfkeli görünüyorlardı. öte yandan yazabilirsem kendim olacağım sanıyorum.bir gün herkes kendisi olsun.kendi hikayem hafif hatta basit geliyor bana, basit hikayelerle oyalanmış bir ömrün sahibi olmak ise ağır geliyor, eziliyorum. zorlu bir nehri geçebilmek için uzanacak eli beklemek yerine, oynak olduğunu bildiğim taşlara basabilmeliydim. basamadım, olduğum yerde kaldım....
-------------- -------------------------------------------------------
ayfer tunç'tan (taş-kağıt-makas ve evvel otel)