30.01.2007

durun tahmin edeyim balıksınız değil mi?

düşünme düşünme kim anlamış ki sen anlayasın diyor ya büyük düşünür teoman. düşünmeyince yok oluyorum canım sıkılınca yazıyorum düşününce var olduğumu sanıyorum.mesela dün durduk yerde karşımdaki meslekdaşıma dedim ki camdan bakarken boş boş, kar yağsa, çocuk olsak, kaysak, yuvarlansak, kar topu oynasak. çok basit ama ta içerlerden gelen masum bir istek. şimdi yağmur yağarken ince ince karla karışık, teo düşünme diyor inadına. haklı, ben de anlamadım. sırf kolaylık biraz da artizlik olsun diye yazdığım tek kelimelik başlıkları bırakıp böyle egzantrik başlıkları yazmayı özlemişim. seviyorum hem. özledim derken kulakları çınlasın diye bir şarkı vardı bilir misin? muazzez söylerdi. bizim şarkımız olsun demişti. düşünmeden, olsun demiştim. on sene olmuş. zaman çok hızlı geçiyor buralarda. ama tüm keşmekeşliğine, trafiğine, kalabalığına, gürültüsüne, kirine rağmen, her şeye rağmen istanbul güzel, kız kulesi güzel, adalar başka güzel.... gidersem özleyeceğim hiç şüphesiz. ve hiç umutsuz şeylere niye umut bağlar ki insan olmayacağını bile bile. ama anlamaya çalışıyorum yine de. niye bana bu kadar ince, nazik davranıyor. sonra ben biraz yaklaşınca bu sefer geriye çekiliyor sanki. düşünmeden olmuyor ama işte. hani böyle bazen tamamen nötr olduğunu hisseder misin hiç. hayata, akan zamana, her şeye karşı. hiç bir acının sana işlemeyeceğini hissedersin hani bir an gelir de. yok olmak istersin ortadan işte o an. yapacağın hatta yapmayacağın hiç bir şey işe yaramayacak bilirsin. sonucunda arada kalan, ezilen sen olacaksın yine. kaybeden de. istifa etmedim o yüzden. truman showuma kaldığım yerden devam ediyorum. iyi seyirler!
.
teoman - zamparanın ölümü
.

20.01.2007

blue in the face (1995)


- newyork'ta yaşayıpta şöyle demeyen çok az insan tanıyorum.
"ama bu şehirden gideceğim."
- ben de 35 yıldır buradan gitmeyi düşünüyorum!

15.01.2007

taxi

beş metre önümde ani bir frenle durdu. tabakhaneye yetişmecesine yandaki bakkala koştu. motor çalışıyor hatta kapı da açıktı. yanıma ne vakit geldiğini bilemediğim şeytan dedi ki; atla arabaya bas gaza sonra da dikiz aynasından izle peşinden koşan taksiciyi. hangi filmdeydi bu sahne anımsayamadım şimdi. belki de böyle bir film yoktur.

10.01.2007

soğuktu


"ben seni beni sevesin diye sevmedim sevmenin nasıl olduğunu gör diye sevdim" yazıyordu. her sabah andımızı okuyan çocuklar gibi okuyordum pendik'i geçip denizi görünce. inşaat alanını çevreleyen alüminyum levhalar üzerine yazılmıştı. levhaların yeri değişmiş trenin geçtiği yerden biraz daha uzaklaşmış daha kötüsü yarısı okunabiliyor artık. üzüldüm. kendi derdimmiş gibi. yazan da son halini gördü mü, üzüldü mü acaba? kim bilir belki laf ola beri gele diye yazdı. üçü bir arada kıvamındaki günümüz hazır mesajları gibi. bilemeyiz. bilemem. ama belki de hakkını verdi aşkının. onu da bilemem. gerçek. üzüldüm. niye bilmem. belki ibrahim sadri gibi duvarlara yazamadığım için fazla içselleştirdim ben de. kim bilir?

hem ne diyordu sadri.

sizin evin duvarına kahrolsun diye yazıyordum
ve hızla kaçıyordum

sizin evin duvarına bir kez olsun
seni seviyorum diye yazamadım

o zaman duvarlara öyle şeyler yazılmıyordu
dedim ya yetmiş dokuzun kışıydı sertti, soğuktu
istanbul'a kar yağıyordu....