otobüsün camından şehrin koyu yalnızlığına bakarken ayrılmamanın mümkünatı olur muydu diye kendimce ihtimaller üretiyorum. sonra o ihtimaller üzerinden hayaller kuruyorum. ama ve nihayetinde buzdan daha soğuk ve sert olan gerçek öfkeli bir kapı gibi suratıma çarpıyor. burası artık semtim değil. burada başka bir anım olmayacak. bir yabancı gibi içinden geçip gittiğim onlarca mahalleden birisi artık. oysa ahir ömrümdeki altıncı mahallemdi. ama içlerinde en çok özlediğim yer oldu. bu sabah alacasında bir kez daha içinden geçtim. ve şimdi, içimden cılız bir ses her şeyin geçmişte kaldığını artık önüme bakmamı ve yola devam etmemi söylüyor. lakin son bir kez acılı bir şarkı dinleyebileceğimi de salık vermeyi ihmal etmiyor.
