68- majör - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

68- majör



tuhaf değil mi?
eskiden yani dokuz altı mesaili günlerimde pazar günleriyle adeta bir düşmanla boğuşur gibi savaşırdım. gitmek zorunda olduğum çok sevmediğim bir iş de olunca savaş durumu kıyamet halini alırdı. eziyeti azaltmak için türlü meşgaleler uydururdum kendime. yine de tam olarak geçmezdi pazar ağrılarım. ayfer tunç'un dediği gibi iyi olsun diye çabaladıkça daha da kasvetli hal alırdı.
şimdi işte yani yaklaşık 36 aydır falan ne pazar ne de pazartesi sendromum yok. ama tadım da yok. tuhaf bir boşluk. nötralize hali. hayır ipe un serip yatmıyorum da işler hala bitmiyor. misal sabahtan beri milyonlarca iş yaptım ama hala bir yetişememe, yetememe hissi. lakin insanız. sonunda yorulup kanepeye yığılıyorum. bir yandan açık olan televizyonda salı günkü sağanağı haber veren hanım kızımız "majör bir durum olmadıkça evden çıkmayın" diye salık verirken ben majör durumlarımı düşünüyorum. öte yandan uzaktaki pencerede renkten renge giren gökyüzünde, uçan kuşlarda, tül perdenin saydamlığında ve elimdeki tükenmezin mavisinde hayatımı yeniden gözden geçiriyorum. geçmişimi, şimdimi ve geleceğimi irdeliyorum. bir sonuca varamıyorum. gidiş yolum doğru mu onu da bilmiyorum. mektuplara sığınıyorum. pulsuz mektuplar. tam 61 mektup. hepsini okumak. tek tek. yenisini yazmaktan daha kolay. okuyorum ama. kendime şaşırıyorum. yok canım diyorum. bazı yerler canımı acıtıyor. bazıları güldürüyor. renkli pencereme sonuç odaklı bakmaya devam ediyorum. anlamını bilmediğim şarkılardan fatma turgut'a yatay geçiş yapıyorum. ama pazar günü geçmiyor..
.