çok sevdiğim gazeteci-yazar elif key’in dediği gibi; “aynı üç ay geçti hepimizin takviminden ama aynı yaz geçmedi hayatımızdan.”
eminim herkes kendine göre büyüklü küçüklü badireler atlattı, kayıplar yaşadı bazılarımızın da kazançları olmuştur maddi manevi. benim üzerimden de koca bir yaz geçti geçiyor. aslında mutluluğun yürünülen yol olduğu unutulunca her şey daha da zorlaşıyor. akıntıya karşıya yüzdüğünü de unutuyor insan. dünyaya geliş amacını, heva ve heveslerini, etrafına bakmayı unutuyor, kör kuyularda yalnız hissedebiliyor. ama sonra eylül geliyor. sabahlarının inanca ve aşka çağıran serinliği ve yine başka hiçbir vakit hiçbir yerde duyamayacağınız eylül kokusunun verdiği o iç huzur sadece takvim yapraklarını değil insanın içindeki bütün demografiyi değiştiriyor. sanki her eylül yeni bir “can hakkı” bahşediliyor insana. hani bazen sebepsiz şekilde, durup dururken bir huzur, bir mutluluk hali dolar ya insan içine, işte eylül o mutluluk hali benim için.
son tahlilde insanlar ikiye ayrılır sevgilim; eylülü sevenler ve eylülü sevmeyenler.
.
