tercihli yol - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

tercihli yol



insanlar ikiye ayrılır sevgilim; kimi hedeflerine, hülyalarına eylülde başlayanlar ile bir ocak yeni yılında başlayanlar. bugün anladım ki ben eylülcülerdenim. ama böyle söyleyince de sanki kendimi, etrafımı çekip çevirecek, müreffef bir hayat  sürecek hedefler, ikballer peşinde koşacağım? tabi ki öyle değil. hayatım gibi hedeflerim de basit aslında. misal yaz başı hep birlikte okumaya çalıştığım ama yarıda bıraktığım üç kitabı bitirebilmek, yine en son yaz başı yıkadığım balkonumu yıkamak, soldurduğum fesleğenlerin yerine iki saksı başka çiçek almak, yine en son nerede ve nasıl bıraktığımı unuttuğum fotoğraf makinemi bulup daha çok fotoğraf çekmek, daha çok petzold filmi izlemek, daha az uyumak daha çok yürümek gibi sıradan ve basit işler bahsettiğim. 
çok sevdiğim gazeteci-yazar elif key’in dediği gibi; “aynı üç ay geçti hepimizin takviminden ama aynı yaz geçmedi hayatımızdan.” 
eminim herkes kendine göre büyüklü küçüklü badireler atlattı, kayıplar yaşadı bazılarımızın da kazançları olmuştur maddi manevi. benim üzerimden de koca bir yaz geçti geçiyor. aslında mutluluğun yürünülen yol olduğu unutulunca her şey daha da zorlaşıyor. akıntıya karşıya yüzdüğünü de unutuyor insan. dünyaya geliş amacını, heva ve heveslerini, etrafına bakmayı unutuyor, kör kuyularda yalnız hissedebiliyor. ama sonra eylül geliyor. sabahlarının inanca ve aşka çağıran serinliği ve yine başka hiçbir vakit hiçbir yerde duyamayacağınız eylül kokusunun verdiği o iç huzur sadece takvim yapraklarını değil insanın içindeki bütün demografiyi değiştiriyor. sanki her eylül yeni bir “can hakkı” bahşediliyor insana. hani bazen sebepsiz şekilde, durup dururken bir huzur, bir mutluluk hali dolar ya insan içine, işte eylül o mutluluk hali benim için. 

son tahlilde insanlar ikiye ayrılır sevgilim; eylülü sevenler ve eylülü sevmeyenler.

.

james arthur-september