muhkem - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

muhkem




kafamda birbirinden bağımsız ve vasıfsız bir sürü tilki. hepsinin de kuyruğu birbirine dolanmış. dün akşam çektiğim fotoğraf ve yazmak istediklerim başka. bu sabah, bir saat önce şimdi yazmak ve yapmak istediklerim bambaşka ibrahim. sanırım bu istanbul neminde şikayet etmeden yapılabilecek tek ve muhkem iş oturup yazmak. düşünmek. ve dinlemek. uzun uzun.. özlemek sonra..
.
şimdi işte bu perşembe sabahı balkonda oturmuş sadece merbure dinliyorum. esecek bir tutam rüzgar için dua ediyorum ve beynimin oksitlerini buraya akıtıyorum. ne kolay iş!
.
oysa içimde, derinlerde bir ses “böyle olmak zorunda değil” diyor. ama işte zalımın evladı, sadece bunu söylüyor. ne yapmam gerektiğini, nasıl olacağını söylemiyor. sanki doğru soruları sormuş ve çıkış yolunu kendisinin bulmasını muhatabından bekleyen psikolog gibi. 
.
üçüncü kupa çayımı az evvel bitirdim. dördüncüyü içmekle üç durak ötedeki serin avm’ye gidip insan içine karışmak arasında kararsızım. eyleme geçmek için kelimelerimin tükenmesini bekliyorum.. hayat kısa ama cümleler ne uzun ibrahim..
..
.