plaza günlükleri-I - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

plaza günlükleri-I




haftada bir bazen iki sabah, istanbul'un bir yakasından öte yakasına, bir plazada çalışmak üzere arkadaşın arabasıyla geçiyorum. kalabalığa ve trafiğe kalmamak için de akşam erkenden kendi imkanlarımla dönüyorum. 2 metro, bir metrobüs yapıyorum. tüm bu aktarma aralarında da toplam ve yaklaşık 1-1,5 km yaya yolum var. yemeğe çıkmaktı, işe-eve yürümesiydi derken en az altı bin adım garanti. bazen oturmak için boş gelen dördüncü ya da beşinci metrobüsü bekliyorum. bazen beklemek istemiyorum. ayakta, bir direğe tutunup boş boş istanbul boğazının maviliğine bakarak anadolu yakasına geçiyorum. hiçbir şey düşünmemeye çalışıyorum. altunizade'de zaten boşalıyor metrobüs. oturuyorum. o zaman da bir şey düşünmüyorum. içgüdülerimin ve ayaklarıma güvenip doğru istasyonda iniyorum.

.
sabahları diyordum; genelde ikinci köprüyü kullanıyoruz. ama bu sabah kuzey marmara'dan, 3.köprüden gittik. ilk kez 3.köprüden geçtiğimi bir ay önce tanıştığımız arkadaşıma söylemedim. niye bilmem? başkalarının hakkımda böyle önemsiz konularda ne düşüneceğini umursadığım yaşları çoktan geçtim halbuki. ama ve sanırım gereksiz bir bilgi olacağını düşündüm. zaten arkadaşım konuşmayı benden daha çok seviyordu. ben etrafı izlemeyi seviyordum. plazamıza gitmek için zenginlerin zekeriya köyünden, ormanın kalbinden geçtik. sabah saatleri. işçiler otları biçiyordu. sessizlik, ot kokusu ve kuş sesleri -yalan yok şimdi- arkadaşımın dediği gibi biraz huzur verdi bana da. lakin yine de malum yerin güzelliği konusunda arkadaşıma çok katılamadım. tamam, orman ne güzel ne güzel. gel sen burada derdi unut falan eyvallah da.. dahası var işte!
güya şehir hayatının debdebesinden bu orman köyüne, huzura gelmişler. sıkış sıkış, biçimsiz, çirkin villaları doldurmuşlar ormanın kenarına. bırak insanları ormana bile nefes alacak yer bırakmamışlar sanki. belki uzaktan bana öyle kötü geldi, bilmiyorum ama benim aradığım sakin yerin adında istanbul geçmeyecek, etrafında üç beş evden fazla ev olmayacak. arkadaşıma da dediğim gibi istanbul'a gezmek için gelmeliydim. bir de sabahtan akşama italyanca sözlü hafif müzikler dinlemeliydim. 


alessia fontana - la notte parla dolcemente