iskandinav dizileri, hayaller ve gerçekler - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

iskandinav dizileri, hayaller ve gerçekler

 


düzensiz, kuralsız memleketlerde herkeslerin norveç'te finlandiya'da yaşamıyoruz sonuçta diye aklınca hem övüp hem dalga geçtiği kuzey illerinin soğukluğuna ve intizamına olan arzumu nordik film ya da dizileri izleyerek gideriyorum bir nebze. onlardan biri de son izlediğim danimarka dizisi slandgedraber (2025).
gerçi soğuk, sert ve zaman zaman acımasız yönlerini gösteriyordu hayatın. neticede bir polisiyeden üstelik sert gerçekçiliği ile bilinen iskandinav yapımlarından bir "sevmek zamanı", bir "selvi boylum al yazmalım" yumuşaklığı ve inceliği bekleyemeyiz.
neyse efendim. nordik polisiyesi diye de duygu ve aşk hiç yok değil. 

4 bölümlük mini dizimizin son bölümünde; bir şekilde hayatın iki kenarına savrulmuş ve orada tutunmaya çalışan iki kişiden esas adamımız, vesikasız yarine gelecek hayallerinden bahsediyor.

- tayland'a gideceğiz. kimsenin bizi tanımadığı, yaşamanın ucuz olduğu küçük adalardan birine. deniz kamplumbağaları ile birlikte yüzebileceğimiz bir yer. sahilde uzun akşam yürüyüşleri yapabileceğimiz. yeni bir başlangıç yapabileceğimiz bir yer.

hoşunuza gitti değil mi?
benim de.
her ne kadar dizi olduğunu bilsek de, başkasının hayali bile olsa, pek çoğumuzun en azından çevremdeki pek çok kişinin hayaline benzediği için duyunca bir toparlanma ihtiyacı hissedip kulak kabarttığımız, durduk yere heyecanlandığımız yalın, masum bir istek. ütopik gibi gözüken ama asla imkansız olmayan düşünmesi bile güzel bir hayal..

ama işte adamımız ibnelik ediyor! (kendince haklı sebeplerden) fırsatı ve parası varken gitmiyor. kadını hayaline yalnız gönderiyor. kadının gidip gitmediğini bilemiyoruz. belki 2. sezona..
bilemiyorum.
ama o anda ilk aklıma gelen, hepimizin öyle ya da böyle, sıkı sıkıya sarıldığı belki kimseyle paylaşmadığı dünyevi hayalleri mevcut. sanki bu hayalleri "gerçekten gerçekleştirmek için" değil de devam edebilmek için, hayata tutunabilmek için umut etmek için içimizde, belleğimizde, notlarımızda ve satır aralarımızda tutuyoruz. bilmiyorum, belki hak etmediğimizi düşündüğümüz için, belki gerçekleşme yüzdesini düşük bulduğumuz için belki de ne bileyim .. ...

.

ankara echoes - anason