bazı şeyler : alem’in keyfi yerinde 313-315 - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

bazı şeyler : alem’in keyfi yerinde 313-315



313- alem göt olmuş ibrahim
: bu kadar açık, bu kadar peşin konuştuğum için affet. ama öyle. işte bir kısım yazılı ve görsel medyada bugünlerde sanki daha çok yazılıp söyleniyor fakir ve fakir olma adayı yüzde 90 çoğunluk, yüzde onluk zengin azınlığa hizmet ediyor vs vs. oranlar farklı olabilir ama ben daha bu dünyada yokken hatta dedelerim de yokken bu böyleydi. evet, büyük bir mesele. yüzyıllardır çözülmemiş, çözülememiş. benim asıl zoruma giden bu yüzde doksan ya da seksen çoğunluğun birbirini düdüklemeye çalışması. daha da zoruma giden ise; lan eskiden hırsızın bile bir onuru vardı, yüzü falan kızarırdı. şimdikiler göz göre göre, kör göze parmak sokarak utanmadan, sıkılmadan yapıyorlar tüm şerefsizliklerini. işin en trajikomik yanı ise hakkın olanı istemek için onun yerine de sen utanıyorsun, iki büklüm kırılıyorsun, aman bir tatsızlık çıkmasın şimdi ali rıza bey oluyorsun. sonuç insanın insana ettiğini kimse kimseye etmiyor ibrahim.. yine kibir falan diyecek olan olur. olsun. bazen bu memleket, bu dünya bana göre değil diye düşündüğüm oluyor. bugünler de daha çok.. biraz olive kitteridge gibiyim.. evet böyle..
.




314- olive kitteridge (2014)
ahh be olive. ilk dakikadan itibaren ifrit oluyorsunuz bu yüzü gülmeyen kadına. ama tanıdıkça, kırılganlıklarını öğrendikçe empati kuruyorsunuz. özünde iyi bir insan ama fazlaca doğrucu davut olduğunu anlayıp seviyorsunuz falan. ha! tüm bunlara rağmen sevmeyenler de olacaktır. olabilir. olsun.. ama tüm saygımla birlikte sorarım sevmeyenlere; hayatınızda hiç mi “olive kitteridgelik” yapmadınız? bana değil kendinize verin cevabınızı…
daha çocukken babasının mutfak masasında beynini dağıtmasına şahit olup bu olayla birlikte annesinin de ipleri koparmasıyla hayatta ve ayakta kalmaya çalışan bir insandan geriye ne kalmışsa onu sunuyor aslında olive abla. elbet yaptıklarının tasvip etmiyoruz ama anlıyoruz. aslında insanlardan sakladığı güzel bir kalbinin olduğunu görüyoruz. olive kitteridge diyorum bayım; son yıllarda izlediğim en iyi dramalardan biri..
.




315- karşılaşma II : herkes metrobüse koşmak üzere ünalan’da telaşla inmeye hazırlanırken gördüm ilk kez onu. üzerinde bir elbise gibi taşıdığı sakinliğiyle, dingin yüz ifadesiyle dikkatimi çekti. genç ama biraz hüzünlü bir yüzü vardı. bir de omuzlarından aşağı dökülen kumral saçları. lacivert kotunun dizlerine kadar inen gri mantosu ile parlak siyah, ince botları bir de. giyiminden ziyade duruşu, aurasının parlaklığıyla bu dünyaya fazla gibi duruyordu. bazı insanların diyorum iyiliği bazen yüzlerinden bir ışık gibi yayılıyor.. bu bahiste yanılmak elbet mümkün ama yanılmamak daha olası..
… 
boş koltuklara oturduğu halde sırtındaki lacivert çantayı çıkarmadığı için geriye tam yaslanmadan, öne doğru eğilerek seyahat etti bir süre. bu ona ayrı güzellik veriyordu. ressam olsaydım kesin resmini çizerdim. ama ressam değildim. hafızama kazımak zorunda kaldım. yalan yok, inene kadar uzaktan uzaktan inci küpeli kız tablosuna bakar gibi onu izledim. ne tesadüftür ki; ayrılık bizi ayrılıkçeşmesi’nde bulmuştu! 

..

jacinthe-last mistake