sanki ahmet kaya’dan ağladıkça’yı dinlersem yumuşayacakmış gibi bir sertlik,
ama bu neyin pişmanlığıdır ya da diyetidir hiç bir fikrim yok.
ama bu neyin pişmanlığıdır ya da diyetidir hiç bir fikrim yok.
sanki bütün sokakları denize açılan bir meydandan yosun kokusuna inersem geçecekmiş gibi ağır bir yorgunluk,
fakat bu hangi yüzyılın tükenmişliğidir söyleyemem.
sanki ilk uçakla yanına gitsem hemen dinecekmiş gibi duran buğulu bir hasret,
lakin bu nasıl oldu anlat desen anlatamam şimdi..
lakin bu nasıl oldu anlat desen anlatamam şimdi..