dün sabah bir mektup aldım.
mektup dediysem bayram tebriği.
hani bayram tebriği dediysem de öyle alelade, kopyala yapıştır, hazır mesajlardan değil ha.
yanlış olmasın.
bir gönülden ötekine şifa veren mahiyette. insanın içine ısıtan hatta benim gibi huzursuz ve huysuz bir bünyenin "bunu hak etmek için ne yaptım?" diye kendini sorgulatacak kadar samimi bir mesaj.
ezcümle ve yanlış hatırlamıyorsam, tebrik kartlı günlerden bugüne aldığım en güzel bayram mesajı diyebilirim.
aziz ve pek muhterem sevgili biladerim; dün sabah, bayram namazına müteakip eski istanbul beyefendilerini kıskandıracak bir naiflikte ama ve hepsinden önemlisi kalbinin en orta yerinden çıkarıp aort atardamarından , koroner arterlere oradan en en kılcal damarlarında gezdirip demlendirdiği nezih ve sine-saf dileklerini üzerime boca etti. üstelik kalbi kadar temiz ilk bayram mesajını bana göndermiş. zarf elbette önemli ama ezelden beri mazrufa inanan ve kıymet veren fani olarak bu ince ve samimi dilekleriyle bedenen gülsuyuyla yıkanmış gibi oldum belki ama ruhen beni sürüklediği ve çıkardığı duyguyu tarif edemem. mazruf mühim çünkü. mazruf diyorum, salt latin harflerinden oluşmuyor zira. sevgi-saygı-vefa-muhabbet ve zarafet. bir dünya hasleti içinde hazmeden bir mazruf bu. öyle ki; hakkını hiç teslim edemem. zaten iki saattir burada kıvranmamın, aykut kocaman fenerbahçesi gibi lafı ve topu dolaştırmamın nedeni. onun gibi yahut tosltoy misali meramımı üç cümle ile anlatamam. taşı gediğine oturtamam. duygularımı iyi ifade edememem. ama işte herkesin bir mahareti var. ben düz ve uzun yazarım. bilader, kısa ve öz yazar.
son tahlilde, benim kan bağımın olmadığı güzel bir biladerim var. sizin de olur inşallah.
.
ps: o tüdanya seviyor! ama ben onu gülden karaböcek'le yad edeceğim izniyle ve izninizle.
.