seyir defteri - 4 - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

seyir defteri - 4




sırtım kasım güneşinde. aklım nerede bu aralar? bilmiyorum. basit şeyleri unutuyorum. oysa vasame diyor telefonumdaki şarkıcı. anlamını bilmiyorum. ama melodiyi seviyorum. kendi kendime konuşmalarımı seviyorum. sonbaharı ve yapraklarını seviyorum. ne sıcak ne de soğuk olan bu havayı da seviyorum. birden niye böyle sevgi pıtırcığı oldum bak onu bilmiyorum. ama işte, az evvel oturduğum banka gelip üç buçukta öğle yemeği yiyen getir götürcü kuryelere de sevgiyle baktım. herkesin saygı duyulacak bir ekmek kavgası ve tutunma biçimi var şu hayatta. halbuki baktığında herkese yetecek kadar yer de var ekmek de var dünyada. peki o zaman bu açgözlülük, bu doymazlık neden? bunca acı, bunca gözyaşı?

güneş bulutlarla yer değiştirdi. kurye kardeşlerim hem yiyip hem sohbet ediyorlar. galiba döner yiyorlar. biraz kulağımdaki müzikten, biraz alçak sesten ne konuştukları anlaşılmıyor. rüzgar sert esiyor. yapraklar  savruluyor. galiba sonbahar geldi. üşüdüm. tişörtün üstüne gömleğimi attım. kuryeler yemeği bitirmek üzereler. umarım sigara içmezler. içerlerse giderim. içmezlerse otururum biraz daha. ama canım da çay istedi şimdi. tepedeki kafeye mi yürüsem eve mi çay için, kararsızım. günlerdir çantamda taşıdığım mustafa çiftçi okunmayı bekliyor sonra. geçen hafta ve bu hafta çektiğim fotoğraflar da düzenlenmeyi bekliyor. kitaplığım düzeltilmeyi. keza arka balkon. mühim. çok mühim. bir gün bareti, eldiveni takıp girmek lazım öyle karışık. öyle darmaduman.
 
kısa saçlı, kirli sakallı esmer kurye sigarayı iki avucunun arasında yuvarlamaya başladı bile. o zaman bana müsaade gençler!
.
arisa - vasame