me and you and everyone we know (2005) - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

me and you and everyone we know (2005)

ben sen e diğerleri

sevgili biladerim,  şahsi instagram sinemasında bu filme atıf da bulunup sitem etmiş biz sinema dilencilerine.

"böyle bir film var ve bana haber vermiyorsunuz" diye.

filme baktım. gözüm bir yerden ısırıyor. az daha yakından baktım. miranda july'i gördüm. tamam dedim bunu izledim. bir de tabi garip isminden aşinaydım bu filme biraz. lakin konusunu, ışığını, ses efektini falan hep unutmuşum. kim bilir hangi sene izledim. bilmiyorum. bilader'e, olur böyle şeyler bilader. var böyle filmler dedikten sonra çayımı demleyip oturdum başına. hazır istanbul'da yağmur da vardı. usul usul izlerim dedim. izledim de netekim.


film az evvel bitti. yüzümde muzip, biraz tuhaf bir gülümseme. belki biraz hüzün dimağda. duygular karışık. her bünyede değişik etkiler bıraktı,  bırakacak elbet bu film. sanki biraz salladı beni. nasıl anlatırım bunu. bilemiyorum. filmlerde bile olmaz denilecek gerçek üstü bir aşk ve hayat hikayesi. ve yer yer hayatın tam ortasından hallenmeler.
filmin konusunu ve eleştirilerini okumadım daha. yönetmen ki aynı zamanda filmin senaristi ve yine aynı zamanda başrol oyuncusu miranda july ablamız yazıp yönetirken ve oynarken bize tam olarak neyi aksettirmek istedi bilemiyorum. ama insanoğlunun dünyadaki zavallı yalnızlığını, karmaya selam çakmasını, balık olayında olduğu gibi tüm kötülüğüne karşın yeryüzünde hala iyi insanların bulunduğunu naif bir biçimde anlatmış. yer yer düşündürüp bazen de güldürüyor.
bu arada film pek çok kişi gibi bana da eski bir filmi, amelie’yi çağrıştırdı.
peki o vakit film için amelie'nin başka bir versiyonu diyebilir miyiz?
ben derim. ama sizi bilemem bayım. ve çok saygıdeğer hanımefendi.
ha, herkes sever mi bak onu da bilemem.
herkese hitap etmeyebilir çünkü. öyle ki kimine başucu filmi olur. kimine el ve göz sürülmemesi gereken bir film olur. öyle keskin, öyle uçuk bazen kaçık bir film. zaten dikkatle bakarsanız sıradan bir insan göremezsiniz filmde. ama ve son tahlilde ben bir buçuk saatin nasıl geçtiğini anlamadım. keyifli bir filmdi benim için. sizi diyorum yine, bilemem tabi..
...
.

altı çizilesi diyaloglar ;


1 - christine’nin yardım ettiği yaşlı michael'ın ömrünün sonbaharında tanıştığı hayatının aşkıyla düşündükleri.


ben sen ve diğerleri

- ellen nasıl?
- harika. geceleri onu düşünmekten uyuyamıyorum. keşke onunla 50 yıl önce tanışsaydım. ama belki o zaman da ellen gibi bir kadına hazır olmak için 70 yıllık bir yaşama sahip olmak lazımdı.
.

2 - christine’nin arabalarına gittikleri yürüyüş yolunun süresini ilişkilere benzettiği metafor; yarı yol noktası.

ben sen ve diğerleri

- hani ilişkilerde bir nokta vardır. sonsuza kadar gitmeyeceğini anladığın nokta. sonu görmeye başlarsın.