seçim - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

seçim



mütemadiyen konuşuyorlar. hiç susmuyorlar. kafam arı kovanında sanki. yahut kaptan şoförümüz rusya devlet radyosunu açık unutmuş gibi. öyle karmaşık, öyle anlaşılmaz bir dalga boyundayız. birbirinden bağımsız sesler korosu. ritimsiz. renksiz. kokusuz. bazı sesler anlaşılır. “yemeğin var mı evde?”,  “o tayfayı tanıyorum zaten.”, “beş dakika sonra okuldayım.”," bizim ev kalabalık abi ya.” “inecek mi var? son soran kaptan şofördü. yok demek istedim. vazgeçtim. kimse de bir şey demedi. kaptan bir daha sordu. 
inecek var mı?”
müsait bir yerde” dedi bej montlu bir kadın. kapı açıldı. indi. ayaklarımı hissettim. soğuk. tepkisiz. ellerim ama sıcak eskiye nazaran. hayır üşümüyorum. kaptan ahmet kaya çalıyor çünkü. 
..
şimdi kırmızı ışıkta ve okul durağında kapımız açık bekliyoruz. sanki dolmuşun hareketine duyarlıymış gibi birden sustu içerideki geveze kalabalık.erenköy’e metroya bostancı’ya bu araba” diyor pala bıyıklı, ecevit şapkalı kâhya. açık kapıdan içeri süzülen ayaza karşı koyamıyoruz. ses de etmiyoruz. hipnoz olmuşçasına kâhya ile kaptanın seçim muhabbetini dinliyoruz sadece.
 "
ıssız kamilkazanacak mı?" diye soruyor kır saçlı şoför. "şansı çok" diyor beriki. ama kaptana kalırsa belli olmazmış bu işler. kâhya iddialı. “yok yok bu sefer kesin kazanacak" diyor sağ eliyle kirli sakallarını avuçlarken. kaptan şoförümüz bu kez yan camına gelen kâhyaya bahşişini verip vitesi ikiye takarken “inşallah kazanır” diye seslendi. “inşallah, bakalım” dedi kâhya sağ eli havada. yeşili beklemedik. sarı ışık yanarken hareket ettik. içerideki yorgun kalabalık yeniden homurdanmaya, uğultu şeklinde konuşmaya başladı. penceremi buz gibi başıma dayadım!