30 Haziran 2014

nowadays-2

sıkıldıkça dirseğimde kabuk bağlamış yarayı didikliyorum. bazen de balkondan tek tük geçen sokak insanlarını izliyorum. fakat düşünemiyorum. teoman'ın havaalanında kaybolan bavulu gibiyim bugünlerde. ve biraz paramparça!  sanki zaman , her şey durmuş da bir ben kalmışım gibi dünyada. ya da tam tersi bilemiyorum. tuhaf bir durgunluk. bensiz geçip giden hayatımın tek izleyicisiyim. lakin hissetmiyor, duymuyorum. avucumun içinden kayıp giden hayatımı tutamıyorum. tek tutunabildiğim hâlâ ve ısrarla şarkılar. evet göksel dinlemeyi hâlâ seviyorum. sevdiğim başka şeyler de var. misal hâlâ kelimesindeki a harflerine şapka giydirmeyi, dahi anlamına gelen de ve da bağlaçlarını ayrı yazmayı ve bir de ıspanaklı böreği. seviyorum. çok seviyorum. ama ve lakin uyuyabilmek istiyorum yine de gündüzleri. çünkü kıskanıyorum gündüz uyuyabilenleri ve her şeye rağmen geniş durabilen insanları. onca hüzün ve kederine rağmen mizah duygusunu kaybetmeyenleri. uzun mektuplar yazmak ve almak istiyorum mesela. ama ne yazacağımı bilemediğim uzak yakınlarım var. bir gün hiç habersiz hatta benim bile haberim yokken sevdiğim bir filmin içinde yitip gitmeyi umuyorum. ve bir gün olsun gazetelerin bulmaca eklerindeki fotoğraftaki sanatçıyı bilmek istiyorum.
.
göksel - karar verdim
.

29 Haziran 2014

finlandiya

seçme şansım olsaydı şayet; bu yirmi dokuz haziran sıcağında değil de herhangi bir şubat kışında olmayı çok isterdim sevgilim. hem öyle çok isterdim ki en sevdiğim paltomun üzerine yemin bile ederdim. bilirsin yeminime ve sözüme sadığımdır. hatta sahip olduğum tüm mal varlıklarımın üzerine yemin olsun da onların hiç biri yanımda ve dah'limde olmasın. yeter ki şubat kışında bir yemekli vagonda oturayım ve yanımda da sen ol.  gerisini ben hallederim.
diyorum ki sevgilim finlandiya'ya gidelim. ama bir gün mutlaka...
.
göksel - gidelim buralardan
  

24 Haziran 2014

antidepresan gülümsemeler

eskiden, en azından birbirinin kopyası gibi geçen günlerim için üzülür, bir şeyler yapamadığım için hayıflanırdım. negatif de olsa bir eylemim olurdu. hiç olmadı trafiğin düzenini bozan orospu çocuklarına küfür ederdim. şimdi ferhat göçer çalan radyonun istasyonunu değiştirecek ne halim ne de tavrım var.
ama şu da var. iki gündür ve ilk kez dinlediğim cem karaca şarkısı duyuyorum. hiç bir yerde bulamıyorum.
sözleri biraz hatta çokça silkeliyor beni.
artık şu feleği bozmak zamanı, kabus gibi üstüne çökmek zamanı.
değişik yani.

***
1982den beri dünya kupası izliyorum. aynı yıldan beri de italyayı tutuyorum. bugün hiç bir varlık gösteremediğimiz turnuvaya veda ettik. elendik. beşiktaş kaybetmiş gibi üzüldüm. ama şu dünya kupası dev ekranında kendini görüp de sevinen seyirci gibi umarsız, gamsız ve coşkulu olamadığım için üzüldüğüm kadar hiç bir şeye üzülmedim. bunu da not edelim buraya.
ikibinondört haziran
**
haziranda ölmek zor demiş şair. halt etmiş. bence yaşamak en zoru.
*
antidepresan gülümseler var bir de. sanırım en güzel şeyi bu zamanların.
.





11 Haziran 2014

haziran

bana sorarsan yazın çalışmak temelli yasaklanmalı.
hem zaten aklı ve durumu olan bu sıcakta dışarıya adımını atmaz.
ben mesela sevgilim
akşama kadar film izlerim
sıkıldığımda da biraz zarifoğlu, biraz pessoa okurum
sonra yine film izlerim.
çay da içerim elbet
balkonda otururum sonra
sokaktan gelip geçenler hakkında uyduruk hikayeler yazarım
seni de düşünürüm tabi
hem en çok seni
sahi en son ne zaman geçmiştin bizim sokağımızdan?
.
son çalan şarkı : teoman - haziran

10 Haziran 2014

eski günlerimiz

sırtını genç bir ağaca dayamış gölgedeki belediye bankında oturuyorum şimdi. osmanlı otağlarına benzeyen o kapalı bankların hepsi dolu. rüzgar bu kadar güzel esmese durulmaz burada. belki şu beyaz kelebeği izlemek için üç beş dakika fazladan kalınabilir. hepsi o. hem bu sene gördüğüm ilk kelebek bu.  ama leyleği görünce bir şeyler oluyordu sanırım kelebeği değil.. rüzgar en az, şu an çalan fd şarkısı kadar güzel. sanki bir türlü gidemediğim uzaklara beni götürmek, sırf benim için gelmiş gibi. öyle davetkar. ve şu çirkin karga. otların içinde sekiyor gamsız. içgüdüsel. olabildiğince özgür. eskiden sadece martıları kıskanırdım. şimdi özgür olan ne kadar canlı varsa hepsini. özlenenler var tabi bir de. unutulmayanlar. hiç unutulmayacaklar. bir belediye parkında temize çekilmeye çalışılan anılar. doğrular ve yanlışlar. boşa dolmayıp doluya olmayanlar. iki yakası bir araya gelmeyen sorunlar. cevapsız sorular. sorusuz cevaplar. detaylar, detaylar. hayat diyorum bazen çok boktan amk.
.
son çalan şarkı : FD- tek başına