13.7.19

hasta siempre - 3

benden önceki hasta çıkar çıkmaz, ışıklı tabelada adımın yanıp sönmesini beklemeden kapısını tıklatıp girdim içeri. “günaydın hocam” dedim. hiç istifini bozmadı. kafasını kaldırmadan, ben odasına girerken yapmakta olduğu işine devam etti. bir önceki hastanın verilerini mahkeme katibi gibi on parmağı ile seri bir şekilde bilgisayarına girdi. yahut haftaya çıkacağı tatilinin rezervasyonunu tamamladı. emin değilim. günahı boynuna artık. ama ben günaydınımın havada asılı kalmasına bozuldum. yalan yok şimdi. yine de belli etmedim. sonuçta türk hekimlerine emanettik. doktor hakları, hipokrat, devlet baba, mhrs, 182 ve nihayet hasta hakları.
yazısına son noktayı koyup enter tuşuna sertçe bastıktan sonra elimde hazır olan ve üşenip de hala yenisini almadığım eski mavi plastik kimliğime uzandı. hemen akabinde de sordu.
-nedir şikayetiniz?
bir bir anlattım şikayetlerimi. o beni tepki vermeden dinlerken ben bir yandan da iki hastane, üç doktordan toparladığım tüm tahlil ve filmlerin olduğu mavi evrak dosyamı çıkardım çantamdan. son çektirdiğim filmi istedi. sonuçlarımı dikkatlice incelerken bir yandan da ‘bu tür vakalara çok sık rastladım, bu da onlardan birisi’ dercesine on saniyede bir hıı, hım, hıı diye ünledi. sonunda haklı çıktım. çok sık karşılaşılan bir durummuş benimkisi. adını da söyledi ama diyemiyorum şimdi. hafızam hala çok iyi iş görse de latincem çok kötü. telaffuzuna bayıldığım latin adlarından biriydi işte. bir iki küçük takviye dışında ilaca da gerek yokmuş zaten. geldikleri gibi gideceklermiş. 
yeni doktorumun baştaki ketum ve ilgisiz tavırlarından eser yoktu şimdi. uyum devresini çabuk atlatmıştık. sorduğum ve hatta sormadığım tüm izahatları bir bir anlattı. devlet hastanesinden ziyade tonlarca para yatırmış olduğum özel bir hastanenin, özel bir hastası gibi hissettim kendimi. haberi olmadan odanın içine doldurduğum baştaki olumsuz düşüncelerimi yine ondan habersiz geri aldım hemen.
kontrol amaçlı tahlilleri yenilememi istedi. not kağıdı bittiği için eski tahlil sonuçlarımın üzerine ilacımın reçete kodunu yazdı. günde bir tane almamı tembihledi. on beş gün sonra tekrar görüşelim dedi. teşekkür edip odanın kapısını açmamla benden sonraki hasta içeri düştü adeta. doktorum en baştaki ketum ve kaynanalar dizisinin asabi tijen hallerine büründü yeniden. 
niiit nitttt beklemesini öğrenemediniz hala diye haykırdı önce. çağırmadan, ekranda adınız yanmadan gelmeyin içeri efendiler diye kükredi ardından.
lafın ucu biraz bana dokunsa da o evreyi çoktan atlatmıştık ve başa dönmeye hiç hazır değildim. içeri düşen hastayı nazikçe dışarı davet ettim. birazdan çağıracak sizi diyerek ikna ettim ve laboratuvara kan vermeye gittim. ikizler burcu doktorum hastayı çağırdı mı ya da ne zaman çağırdı bilmiyorum. 
.