5.7.08

sıkılhan

iki gün oldu merkeze inmeyeli. teksire yazdıklarım birikti. ilginç olan bu birikenleri bir an önce postalama isteği ne kadar baskın olsa da aynı oranda ve daha ağırı içimdeki rehavet hislerimin kabarması ve otur oturduğun yerde demesi bana. garip bir çelişki.

yazarken hangisini gerçekleştireceğimi bilmiyordum. ama yok hayır biliyordum sanırım. sıkıldım. ve daha fazla dayanamadım. bir bahane uydurup kendime, indim işte şehre. evet rahatım yerinde yediğim önümde yemediğim arkamda. deniz-kum-güneş-rüzgar-müzik-kağıt-kalem ve kırk tilki hepsi mevcut. ama sıkıldım işte bir yerden sonra.

kış ve bahar boyu ahh ulan tatil zamanı gelse de gitsek dediği yerde de bir yerden sonra monotonluktan sıyrılamıyor insan. hem yaz yaz nereye kadar. bir de nedense acayip bir beklenti içinde oluyor insan buralarda. gurbete çıkmış gibi. uzun uzun mektuplar okumak istiyor. tanıdık tanımadık kim varsa. ama değişik bir istek bu şimdi nereden estiyse.. misal benim anlattığım gibi biri uzun uzun anlatsana kendini. ben soru sormasam, sadece okusam. sıkılmadan dinlesem o'nu mesela.
öyle işte.