157- gilbert’in hayalleri, yeni müzik radarı, görev bilinci, imdat çekici ve drifter'ın ikamet değişikliği - kıyılar mutedil açıklar kaba dalgalı

157- gilbert’in hayalleri, yeni müzik radarı, görev bilinci, imdat çekici ve drifter'ın ikamet değişikliği





bayramın üçüncü, haziran’ın sekizinci ve nilüfer’in haziran vakti’ni çıkarmasının üç bin altı yüz altmış yedinci günü. ama ben üç gündür kalem oynatmadım..
her güne bir yazı işinde şöyle biraz boş vereyim, kasmadan ve sadece içimden geldiğinde yazayım, beynimi ve ellerimi nadasa bırakayım dedim. iki gün pas geçtim. ne var ki; içimdeki kurtlar durmadı. çünkü ve zira; varsayılan ayarlarıma çocukluk travmamla iliştirilmiş bir görev, bir sorumluluk bilincim var sevgili ibrahim. sanki yazmazsam kayıtlı 679 izleyici ve avrupa birliği dış ilişkiler komisyonu beni önce ayıplayıp sonra kınayacak gibi bir hisse kapıldım. severek yaptıklarımın haricinde çok haz etmeyerek yaptıklarımdan bile biraz uzak kaldığımda bir eksiklik, bir pişmanlık hissi hasıl oluyor bünyede. içimin meydanlarında kazananı olmayan büyük savaşlar çıkıyor.
hani nasıl anlatsam? 
değişik bir alegori bu. 
ya da ikilem 
yahut paradoks. 
bilemiyorum ibrahim bilemiyorum.
ama ve ezcümle; bu ne perhiz bu lahana turşusu durumu biraz. 
.
geçen gün johnny depp’i hiç böyle görmediğimiz bir halde, çok gençken oynadığı 93 yapımı gilbert’in hayalleri filminde izledim. babasının evi terk etmesinden ve bundan dolayı annesinin depresyona girmesinden sonra geçimsiz iki kız kardeşi ve bir engelli kardeşine hem annelik hem babalık yapan gilbert'le özdeşleştirdim biraz kendimi. aile efradının acil olsun ya da olmasın her sıkıştığında camı kırıp eline aldığı imdat çekici gibiyim yalan yok şimdi. elbette farkındayım! bu durumu yıllar içinde oluşturan benim. o kadar kişisel gelişim kitabı okumuşluğumuz var canım ibrahim. mesele bu sarmaldan nasıl çıkılacak.. dahası kendimi buna nasıl ikna edeceğim?
sabah kahvaltıdan sonra balkonda bunları düşünüp yazarken bir yandan da spotify yeni müzik radarına takılanları dinliyordum. o sırada zır zır telefonum çaldı. arayan annemdi. on gündür evini işgal eden kanatlı karıncalarını arefe günü beyaz sirke ve nane yağı karışımıyla püskürtmüştüm. hatta dün ablamla ikisinden operasyonun başarısından dolayı tebrik telefonu dahi almıştım. ne var ki sevgili annem ben alo der demez sanki uzaylılar gelmiş gibi; oğlumm geldiler geldiler yine çıktılar ortaya diye veryansın etmeye başladı. en mutedil halimi takınıp konuyu çözeceğimi söyleyip onu sakinleştirdim. tabi işbu yazı, yeni müzik radarı , balkon sefası bu sözümle anında mundar oldu. çünkü bir söz verdim mi hemen yerine getirmeliydim. eczanenin nöbetçisini arayamazdım en yakın turuncu harfli büyük markete gidip son kalan karınca yemi kutusunu aldım. kasadaki tatlı kıza fiyatını okuttum. makûldü. nane yağı ve sirke maliyetiyle eşdeğerdi. artık bu ilaç da çözüm olmazsa evi kentsel dönüşüme vermesini söyleyeceğim anneme! on gündür karınca da karınca beynimin ana arterleri yetmedi, ara sokaklarına kadar her yer karınca doldu. hayır severim de hayvanları. çalışkan, emekçi mahluklar sonuçta. biraz takılıp kış için başka yere göç ederler nihayetinde. biraz sabır gerekiyordu sadece. allah muhafaza ya ağustos böcekleri istila etseydi evi. ömrü billah çıkmazlardı yeminle annemin pür-i pak evinden bu tembel şeyler.. 
..
öğleden sonra işte yarım kalan işbu yazı aklıma geldi. gassal ikinci sezonun ilk bölümünü izledikten hemen sonra yazıya oturayım dedim. ondan evvel feedly listemde drifter’ın yeni yazısını gördüm. david villa’nın david villa olduğu topraklara göç ediyormuş. ezeli rakip ebedi dost olarak giderayak da şahsımıza şarkı söylemiş sağ olsun. peşinden bir kova su ve bir paragraf yorum döktüm tabi ben de. ve aslında  bu yazının şarkısı nilüfer’in sezen aksu patentli haziran vakti eseri olacakken bu son dakika gelişmesiyle benim de pek sevdiğim bu hediye şarkıyı aşağıya ekledim. 
ama kız gerçekten güzel okuyo doktor.. gerçekten!