27 Ocak 2017 Cuma

belli etmeyiz ama iki aşığız biz aslında

sabahtan beri. ince ince, sakin sakin, bir mucize gibi yağdı kar. çamaşır suyuyla yıkanmış gibi temizlendi dünya. ya da ben öyle sandım. bilemiyorum. 
bildiğim ve üzüldüğüm. kuşlar.
yine çok üşüdüler bugün.
kuşlara diyorum; minik yelekler mi dikmeli? böyle karlı ve soğuk havalarda. üşümesinler çünkü. ya da başka bir şey?
.
kâh iş yaptım. kâh manzara izledim bugün. yalan yok şimdi. ama en çok senli düşüncelere daldım. sonra akşam oldu.  yine düşünceler. yine senli.
küçük detaylar. büyük telaşlar en çok.
ömrümüze şekil veriyor. hem ne çok.
oysa olacağına varıyor en sonunda her şey. 
.
şimdi. 
metro istasyonunda. 
rüzgar doğudan esiyor. tren geliyor besbelli. önce rüzgarı. sonra sesi. 
durmuyoruz.
iş çıkışında bir bölük insan. kümeleniyoruz sarı çizgiye. 
vazgeçiyorum. 
oturmak için sekizli vagonu bekleyeceğim. 
oysa sabahtan akşama oturmaktan sıkılanım. 
dedim ya; küçük, önemsiz detaylar. 
amortiden bir hayat. 
en çekilir yanı; her zaman müzik.
bazen fütursuzca yağan kar. 

biraz çay, biraz şiir. sonra canım kuşlar.
düşlerimde. 
sevda kelimeleri büyüyor içimde. tam söyleyeceğim. vazgeçiyorum. 
tıka basa dolu trende inmek isteyen insanların tedirginliği. 
oysa en çok özleyenim. 
kar yağsın ama hep. her zamankinden daha çok hem. trafik nispeten azalıyor. bahaneyle işten erken çıkıyoruz. otuz-kırk dakika önce eve varıyoruz falan. böyle minik sevinçler. küçük avuntular..
.
.