7 Ağustos 2013 Çarşamba

freedom

yaklaşık üç saattir bu devasa parktayım. bir iki tur attıktan sonra gölgede bir banka  oturdum önce. rüzgar o kadar güzel esiyordu ki uzanmak geldi içimden. kalabalık değildi park ve herkese yetecek kadar bank vardı. yine de tereddüt ettim. önceden hiç yapmadığım ama hep yapmak istediğimdi. bir anlık duraksamadan sonra kimseye aldırış etmeden boylu boyunca uzandım banka. içinde kitap,cüzdan, anahtarlık , şarj aleti , not defteri ve bir kaç kalem olan el çantamı da başımın altına yastık yapıp başka bir açıdan bakıyorum şimdi dünyaya.
radyom ve zihnim açık. bembeyaz, parça parça bulutlara fon olmuş masmavi gökyüzünü izliyorum hayatımın geri kalanını düşünerek. ve ağaçların sevişmelerini, kocaman kollarını açarak birbirlerine sarılmalarını. ve sessizliği dinliyorum zihnimin bir ucuyla. kimileri bu ortama cennet gibi diyebilir normal şartlar altında..ama eksik çok.
bi kere o kadar yeşilin, çiçeğin arasında insana huzur veren bir değil hiçbir koku yok. daha çok terkedilmiş cennet gibi. bir kaç cılız kuş sesi ve çok uzaklardan, yapay bir gölden gelen su sesi.  hem huri de yok etrafta zaten. hep emekli amcalar, deli gibi koşan muhtemel bir kaç profesyonel sporcu ve kafayı fit olmakla bozmuş , spor aletlerinde kendini parçalayan bir kaç orta yaşlı abla. hepsi bu. yine de yumuşak rüzgar, yaprak arasından sızan güneş kırıntıları ve şahane müzikler çalan açs radyo. sahte bir cennet gibi. şükür buna da şükür. yalnız yatarak yazmak çok yorucu oluyor söyleyeyim.
.