20 Nisan 2013 Cumartesi

kaybolmayan şarkı istiyorum

bir anne islak bir mendille oglunun kapkara saclarina sekil verirken birden penalti atacak futbolcunun iki eli arasindaki topu opmesi gibi optu kocaman kara kafayi. bir ambulans sabahi yirtarcasina bagirarak ve koşarak hayat kurtarmaya gitti iki adim onumuzden. onumdeki top sakalli, siyah gozluklu adam sanki son nefesiymis gibi derin cekti sigarasinin dumanini icine sonra ayni kadercilikte ve yavasca cikardi ayni dumani cigerlerinden. Kosedeki bufeden kisa boylu tiknaz bir apartman gorevlisi yurudu bana dogru. sag kolunun altinda bir tomar haftasonu gazetesi, agzinda yumruk gibi bir sakiz sinirli sinirli cigneyerek gozden kayboldu. Karsi seritte doksandokuz model, bordo renkli toyota corollanin asabi surucusu kendi seridine tecavuz tesebbusunde bulunan ozel halk otobusunu hasin ve sert bir kornayla uyardi. ve ben daha az usuyeyim diye montumun fermuarini bogazima kadar cektim. Elimde olsa sacima kadar cekerdim. Hatta elimde olsa bu sehirden giderdim. Hepimizin yuzunde cunku cumartesi calisiyor olmaktan cok bu kargaşada yasamaya calismanin verdigi bir mutsuzluk izi vardi. Yasamayi gectim, izlemek ve duymak bile yoruyor artik beni. O yuzden basimi az önce kaçındığım soğuk cama yaslayip hemen gozlerimi kapatiyorum. Muzigi aciyorum. Sevdigim bir sarki cikinca daha cok aciyorum. Hatta kayit etmek icin not aliyorum defterime, elime, kırkaltı gündür çantamda taşıyıp bitiremediğim kitabima, o gun tanistigim bankacinin kartvizitine, potansiyel tüm yazı alanlarına. Ama iste eskiden bu kadar daginik ve umursamaz degildim. Sonradan oldum. Not aldigim sarkilarin hepsini kaydedemeden kaybettim. yilmadim yeni sarkilar not ettim. onlari da kaybettim. simdi kaybetmeyecegim bir sarki ariyorum...