4 Mayıs 2014 Pazar

bir eflatun ölüm

dört mayıs ikibin ondört pazar. önce bardaktan boşanırcasına bir yağmur. sonra haziranı kıskandıran güneş. pazarın yüzde kırkını kapsayan klasik bir aile ziyareti. hatıralar, hüzünler, bazen acılar. ve onyedielliyedi de kürkçü dükkanına dönüş. kitaplığın önünde neden böyle yaptığımı bilmeden öylece duruyorum. radyoda orson welles en romantik sesiyle ; " ı know what it is to be young" diyor.
.
zarifoğlu adeta yaşamak diye ortalığı ayağa kaldırırken, tomris uyar gündökümü,  jean paul ise ısrarla ve inatla bulantı diyor. oysa ben tezer özlü'nün bende bulunan tek kitabına uzanıyorum. rastgele bir sayfa açıyorum. gabuzzi yazısını buluyorum. karşılıklı iki sayfada iki satırın altını çizmişim ikibinonbirin yirmiiki ekiminde.
"artık sözcüklere inanmıyorum, sözcükler yanıltıyor beni" diyor tezer hanım... hemen yanındaki sayfada ise; navona meydanındaki cafe trescalini'nin altını çizmişim. adı hoşuma gitmiş olsa gerek. şu an aklıma gelen tek makul açıklama bu çünkü. lakin öte yandan hoşuma giden , üzerine düşünmem gerektiğini hissettiğim cümlelerin yanı sıra böyle özel yerlerin adlarını çiziyorum kitaplarda. belki bir gün uğrarım diye. sonuçta bir parça hayalden kimseye zarar gelmez bayım.
öyle değil mi!?
.
ve bir şey daha;

.
ezginin günlüğü - bir eflatun ölüm
.