10 Ekim 2013 Perşembe

naklen

bir saat onbeş dakika belki yirmi hatta yirmibeş dakika sürecek yolculuğun başındayım. alternatifim çok. misal hemen şimdi müziği sona başımı da cama dayayıp uyuyabilirim. ama ben yalnızca şehirlerarası otobüslerde ve gece vakti uyuyabilirim. o yüzden bu seçeneği çabucak eleyip elimi el çantama attım zarifoğlu'nu çıkarıp belki bir kaç sayfa okurum diye. kitap yerine rennie tabletini yoklayınca anımsadım. günlerce çantamda taşıyıp okumadığımdan duyduğum üzüntü nedeniyle değil elbet ağırlık olmasın diye geçen gün evde bırakmıştım zarifoğlunu. peki ne yapacaktım? önce şu müziği bi takalım kulağa sonrası nasılsa gelir.
twitter? belki gecenin ilerleyen saatleri ama şimdi değil. 
feedlyde okunmayı bekleyen onlarca blog yazısı? okurken sıkılıyorum.
o vakit başkalarının sıkılması için bir şeyler yazmak son kararım emin olmasam da!! böyle derken tabi tuncel kurtizi bilemeyen yarışmacıyı esefleyen kenan ışığa gelsin sıradaki film replikamız; vanity is my favorite sin - devils advocate.....

tabi tüm bunları yazarken yolu üçte birledim bu arada. başka türlü aşınmaz çünkü yollar. en azından benim için seni bilemem bayım. sen kuzu yahut ceylan derisi koltuğunda büyüttüğün kıçından oldukça elitist, hatta yerine göre aktivist ve bazen romantik yazılar neşret tabi. bana dokunmadığın sürece bin hatta milyon yıl yaşa. oturduğun yerden hem memleketi hemi dünyayı kurtar yoksulluğa ve yoksunluğa çareler üret. barış ve hayvanhakları hatta kadın hakları gönüllüsü ol. yeter ki dokunma bana. ve lütfen ama lütfen hayatı tanımlamaya kalkışma bana. ben göreceğimi gördüm arkadaşım. şimdi siktirol git aklımdan....

sanırım şimdi yolun yarısındayım. hayır hayır genç bayan ironi, mecaz yahut herhangi başka bir edebiyat hilesi yok. bildiğin yolu yarıladım. 44 duraklı yolculuğumun yirmikinci durağındayım. elbet konu açılmışken cahit sıtkı'ya bir selam çakalım en şiirlisinden. belki bu şiiri olmasaydı anımsamayacaktık. ya da ve belki bambaşka saiklerle anımsayacaktık. bilemiyorum.
bi saniye şoför kavga ediyor......
neyse önemli bişey yok. klasik ergen dalaşması. sanki amınakoduğumuntrafiği çok akıyormuş gibi yol verme cazgırdaması yapıyorlar karşılıklı. bana malzeme çıkıyor ama boş işler. kulak asmıyorum fazla. çünkü ve şu an mesela tek derdim burnumun sol yanında gözümün az aşağısında bir türlü başı çıkmayan ama kendi elma şekeri gibi çıkan sivilce irisi. çok iğrenç görünüyor. insanlar da iğreniyordur muhtemel ama beni kendi iğrenmem alakadar ediyor. iğrenç yani.  en az içinde bulunduğum trafik kadar. ama geçici işte pek çok şey gibi bu skimsonik durumda. dertler dertleri kovalar zira. şimdi mesela bi sıcak tarhana çorbası olaydı iyiydi....
..