27 Nisan 2013 Cumartesi

jagten


hastası olduğum danimarkanın filmi olmasına rağmen bir ay önce görüp bir kaç 'olumsuz' eleştiri yüzünden vazgeçmiştim hemen oracıkta bu izlenesi filmden.yine de hislerim beni yanıltmıyordu ama bir nevi haz geciktirmesi yapmıştım sanırım.(bkz. abre los ojos)
danimarkalıların javier bardem'i mads mikkelsen kelimenin tam anlamıyla döktürmüş üstünü de fındıklı çikolatayla kaplamış. o derece.
izlenesi dedim ama şekeri, tansiyonu ve dahi kalbi olanlar ya izlemesin ya ilaçlarını yanında bulundursunlar. rahatsız edici sahneler mevcut zira. rahatsız edici derken haneke'nin şu yumurta kıran çocukları kadar başka film hatırlamıyorum beni irite eden. ama yine de bu filmde  lucas'a ve oğluna yapılanlardan sonra ekranın içine girmek istiyor insan kiziroğlu gibi bir hışımla.
 hayır bi de öyle sakin sakin zaptediyor ki film sizi. görüntüler falan. sanat eseri mi sinir harbi mi görsel efekt müzik zevki derken sinirleniyorsunuz yine. rahat durmuyor adamlar birader. insan olsalar az biraz!
film bittiğinde yumrugum hala sıkılıydı. lakin sakin kafa ile düşününce ve dürüst olmak gerekirse. hani şu empati denen şeyi yapınca o bok çuvalı adamlara da hak veriyorsunuz bir yandan!
neticede danimarkalılar yapmış arkadaşım. aşmış adamlar.
irlanda, finlandiya, ispanya derken sırf filmleri yüzünden (başka bi şi içinse demirelin fötr şapkası olayım) denmark hastası oldum. sayısal çıkınca gidilecek ülkeler listeme yazdım. çıkmasa da yazdım.
son tahlilde finali de bi acayip gibi. ama değil aslında.
bir şeyler tahmin ediyorsunuz. düşünüyorsunuz.
ben hala düşünüyorum.