24 Aralık 2006 Pazar

big fish-2003



-insan hayatının aşkıyla karsılaştığında zamanın durduğunu söylerler. bu doğru ama söylemedikleri bir sey var. zaman tekrar basladıgında arayı kapatmak için çok daha hızlı hareket eder...

ekmel bey

daha ilk satırlarında kıskanmıştım ekmel bey'i. ya da gıpta etmiştim diyelim. bu kadar güzel yazıyor olabilmesini, çözümsüzlüğünü belki. hayallerini ya da. sonra ruh hallerini bir de. ölümle olan anlaşmasını dahi sevmiş, benimsemiştim hemen! fakat en çok şu cümlesinde takılı kalmıştım o'nu ilk okuduğumda; 
"hayatım acı bile vermeyen upuzun bir sıkıntıdan ibaret" demiş ve sonrasında devam etmişti.. 

"bir türlü tadamadığım yakıcı bir duygunun pençesine düşmek istiyordum, böylece yaşadığımı hissedebileyim, günah, şehvet, acı, pişmanlık, suçluluk kavursun içimi. içimdeki ve evimdeki boşluk dolsun.."

anlamsız bir sıkıntıyla uyandım bu sabah. puslu bir pazardı. zaten hiç bir zaman yıldızım barışmadı haftanın bu kimileri için en güzel, benim içinse sadece son günü ile. bana verdiği iki duygu vardı yalnızca; sıkıntı ve yazma hissi.  içimdeki bu sıkıntıyı dağıtmak için, çıktım dolaştım sessiz sakin sokaklarda. neden bilmem geçmiş günlerdeki çılgın kalabalıktan eser yoktu caddelerde. kendimle konuştum. şehrin bu halini daha çok sevdiğimi söyledim kendime. fakat yüreğimi sıkan o sıkıntı hali geçmemişti hâlâ . uykulu bir tezgahtarın bulunduğu markete girdim sonra. alışveriş yaptım içimdeki sıkıntı dağılsın diye. yine olmadı. gitmedi sıkıntım. gittiğimin aksine başka bir yoldan eve döndüm. o da işe yaramadı. ekmel beyi anımsadım. sonra bunları yazdım.
.

18 Aralık 2006 Pazartesi

the usual suspects (1995)


"kişi özünü asla değiştirmez. etrafındakileri başka birisi olmaya ikna edebilir ama kendini asla."

son sahnelerinde "n'oluyo lan" deyip pause'a basmaktan bitap düştüğüm film. 
manyak film. olağan-üstü film. 
bu arada spacey abimiz de tam anlamıyle döktürmüştür. tebrik eder, başarılarının devamını dileriz.