14 Eylül 2006 Perşembe

the lake house (2006)



aşk gibi bir film. evet filmde mantık yok, aşk da da yok. o halde  (bkz. düz mantık)

valla sonbahar heyheylerimin üstümde olduğundan mıdır yoksa sandra hayranlığım mıdır bilemiyorum ama ben filmi cok beğendim. 


filmde ne mantık ne de bilim aradım. yalnız bir istisna ile o da   bu "mantıksız" kurgu içinde yine de ölmeliydi keanu abimiz.... sıralama açısından zira!
öte yandan filmi benim gibi duygu gözü ile izleyenler keanu'nun ölüm haberi alındığında sandra gibi bir titrediler, bir "dikenlendiler" sanırım! 
dolayısı ile ölecekti abi sonunda keanu... ya da biraz daha çalışılmış, daha çok kasılmış bir son  daha anlamlı olurdu sanki. gibi. bilemiyorum. ben her şeyi bilemem.
güzeldi ama güzel. sevdim ben filmi...




8 Eylül 2006 Cuma

seviyorum

trende yahut otobüs de ineceğim durağa metreler kalıncaya kadar elimdeki kitabı okumaya, kulağımdaki müziği dinlemeye devam edip dönerin son lokması ile ayranın son fırtını denkleştirdiğim gibi ama pek bir apar pek bir topar vaziyette ve de tam da otobüs durağa, tren istasyona intikal ettiğinde kitabı çantaya koyup telefonun kablosunu muntazaman sarmaya muvaffak olmayı seviyorum.